İçeriğe geç

Sabahları mum yakan hayat

Sessizlikte dinlenecek çok melodi var aslında. Lakin ben gürültüyü tercih ediyorum. İnsan kalp atışlarının sesini duyabilseydi nasıl olurdu acaba.
Duymak istemezdim, bilmek istemezdim.

İnsan,insan. Hayat kadar olmasa da bencil.
Bir bakmışsın, yolun başında, bir bakmışsın yolun sonunda.
Bir yakınır, üç ağlar hayat.

İnsan bu, zengin olmak ister. Hatta öyle böyle değil. Kendini lüks mekanlara, kıyafetlerin içerisinde hayal eder. Ufak tefek hayalleri vardır, en iyi model araba gibi.
Bunları düşünürken aynı zamanda, azla yetinendir insan. Tam olarak ne istediğini bilmez. Hiç bir zamanda bilemeyecek. İçindeki bir kısımda, az olsun huzur olsun diyendir. Bir simit çaya tekabüldür. Ufak bir evin sıcaklığını kimse tutamaz. Sanırım zengin olunca hayatın huzurumuzun bir kısmını ödünç alacağına inanalardanız.
Epki tepki meselesi. Hayata ne veriyorsun ki, ondan bir ödül alasın.

Her zaman böyle midir bu ? yoo hayır, hayat bize yaşatmaktan çok, bizi bize yaşatır. Belirli bir noktalar yerleştirmiştir hayatına. Biri gidecek, ağlayacaksın, biri gelecek sevineceksin. Bir hatan olacak, o hatanın üzerine şekilleneceksin. Ailenle kavga edeceksin. Yolun ayrı düşecek. Bir ara paran yetmeyecek. Parasızlığı anlayacaksın. Sevgilin terk edecek bu yüzden. Dostların bile birer birer. Neyse, hep böyle mi olur, hayat her kötü şeyi ard arda sıralamaz. Sıralasaydı zaten insan bünyesi kaldırmazdı bunu. Alıştıra alıştıra yapar her şey,. Ayrılık bile öyle bir cümleye sığmaz. İçinden kopar ilk duygular. İlk güvensizlik başlar, şüphe, kavga vs. derken zaten ayrılığa gelmişsin. Şaşırdın mı hayır, zaten kendini hazırlamıştın sen buna.

Hayat, iyi ve kötü olayları ard arda sıralamıştır hayatımızda. Kötü olmalı ki iyinin değerini bilmeliyiz. Kötü olmalı ki, kendimizi bilmeliyiz.

Aslında hayat, bir doğumla ölüm arasında bir çizgi değildir bunun çok ötesindedir. Mesela bize tuhaf gelir sihirler, büyüler. Ama aşka inanırız. Aşkta bir nevi sihirdir. Düşün, onca insan var hayatında. Neden bir kalp birinde takılı kalsın ki, onda farklı olan ne var. Niye çarpıyor bu kalp. Neden onu gördüğümüzde mutlu oluyoruz. Fiziken, belki fark etmeyiz de, hayat aslında ruh ve bedenin aynı anda yaşam sürdürmesine denir.

Ölüme, inanmak istemeyiz. Acı gerçektir. Acaba gerçekten acı mı gerçektir.

Bazı insanlar, yorgundurlar. Amaaan nasıl olsa öleceğiz lafı dolaşır üzerilerinde, etiket misali.
Yine aynı insanlar, bir yandan yaşamak için can atarlar. Hayatlarının farklı olmasını dilerler. Farklı kılmayı. Bir insan aynı anda otuz farklı şey düşünebilir. Bir yandn gerçekçiliğe inanmış biz konuşur, bir yandan gerçeği kabul edemeyen bir benlik. ;

O zaman hayata iki arada bir derede diyebilir miyiz. Elbette neden olmasın. Dere de olur hayat, yolda, bazen bir insanın gözlerinden bakar hayat bize, bazen bir olayla gelir bize. Çoğu zaman gözyaşlarımızda gizli, ve uyurken hiç bırakmaz elimizi.

Bir mucize ister insan, mucize sonradan öğrenilecek bir şey midir ? Hayır değildir. İnsan hisleri doğuştan gelir. İnancı neyse o olur. Mucizenin tam tanımı yoktur mesela.

Takım tutmak,, siyaset ve cinsiyetçilik sonradan kazanılır. Toplum belirtisidir. Ama insanın mucizelere, olağanüstüklere inanması. Tamamien içseldir.

Bizler, kaç kere gördük ki hayatımızda mucizeyi, de bu kadar yakın hissediyoruz ona.

Mesela, hüzünde doğuştan gelir bizimle. Tanıdık bir duygudur.

Ve aylar geçer, yıllar geçer. Yıllar geçer siz fark etmesenizde aynı aylarda hüzün kaplar yanımızı. Her insanın bir sonbaharı olur yüreğinde, ister kışın ortasında olsun ister yazın sıcağında. İnsan bir mevsimde takılı kalır. Bir ayrılık, aynı ayda olur.

Hava durumu deyip geçin siz, yada anlamını bilmediğiniz hüzün kaplasın yanınızı. Boşluğa dalın gidin. Bunları yaşıyorsunuz çünkü tanıdık geliyor o duygu. Çünkü zaman geçse bile, takvim işlese de, siz bir yaprağın düşüşüne aldandınız. Havalar çok soğuktu, kar yağıyordu dışarıda ve siz o akşam yaşadınız kırıklığı. İlk baharda beklediniz. Sonbaharda, mutlu oldunuz..

Öyle işte.

1 Yorum »

  1. Aşırı sessizliğin iyi bişey olmadığı kesin, belki duymuşsundur Microsoft dünyanın en sessiz odasını yaptı, eksi 20.6 desibel. İçeri girenler ortalama 10 dakika dayanabiliyormuş, kendi kalp atışını bırak damarında akan kanın bile sesi duyuluyormuş! Demekki ne kadar sessizlik istesekte arada bi tıkırtı gerekiyormuş 🙂 Ben yanlızlığı severim ama hiç seyretmesem bile televizyon hep çalışır, eskilerde radyo hep açıktı evlerde kimse dinlemesede. Hayatta dediğin gibi acı da olacak mutluluk da, Avrupada en zengin ailelerin çocuklarının çoğu intahar etmiş! Her istediğin kolayca eline geliyorsa sanırım mutluluk getirmiyor, mücadele etmek gerekiyor. Erkek bakış açısıyla sana anlatayım, erkek bir kıza aşık olur ya da aşık olduğunu zanneder ama fark etmez, onu elde etmek için koşturur, çabalar yapmadığı şey kalmaz, ta ki elde edene kadar! sonra herşey normale döner çünkü en heyecanlı kısmı bitmiştir, başarmak için yaptığı herşeyin hayalini ve heyecanını yaşamak çok farklı bir duygudur, belki her işte aynıdır, amacına ulaşınca büyüsü kaçar. Bu yüzdendir zor olan aşkların daha güzel olması. Bir diğer konu, İnsanın hep daha fazla istemesi ve simit ile çaya şükretmesi! Biri aç gözlülük diğeri ise yenimişliğe, kabullenişe bir kılıftır hiç kimse çoluğunu çocuğunu soğan ekmekle doyurup şükretmek zorunda bırakılmamalı, eğer öyleyse orada insanlık ölmüştür.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: