İçeriğe geç
Reklamlar

Benziyorsun ona.

Hayat, içerisinde yaşadığın bir ev değildir. Senin dışındaki dünya değildir.
Hayat senin sandığının aksine, içindedir. Hayatın ta kendisisin.

Aslında, o kadar benzersin ki onunla.

Mesela, bir şarkı düşün. Her insanın hayatının bir şarkısı vardır. En sevdiğim şarkı dediği. Bazıları benim gibi karar veremez. Bir kaç şarkıyı sahiplenir.

Şarkıyı seviyorsun, çünkü seni anlatıyor. Sustuklarını. Duygularını. En büyük acını. Zayıflıklarını. Hayallerini. Bir şarkıya çok şey sığar.

Sonraa, ağaçlara benziyorsun. Bekliyorsun. Yerinde duruyorsun. Dışarıdan tembel bir ağaç gibi gözükebilirsin. Fakat yerin altında, büyüdükçe büyüyorsun. Kolların uzanıyor her yere. İşte insan, içinden başlar gelişmeye. Dışarıdan fark edilmese de, ilk karakteri, ruhu tamamlanır. Böyle büyür insan.

Okyanuslara benziyorsun. Hem boğuluyorsun, kendi denizinde. Hem seviyorsun. Hayat veriyorsun çünkü, içine aldığın her canlıya. Aslında çok fazlasın sen, tüm dünyayı kaplıyorsun. Fakat, çeşmeden akan bir damla suyun sana ait olduğunu bilmiyorsun. Önemsemiyorsun. Göremiyorsun.
Bizler, küçük ayrıntıları göremeyiz. Vücudumuzun yüzde yetmişini göremeyiz. suya ait olduğumuzu.

Bir gülümsemesin sen. Hayatının en mutlu anını düşün. Büyük ihtimal ciddi ciddi düşüneceksin. Mutluluklar ışık hızıyla hatırlanmaz. Fakat acı, unutulmaz. Hepimizin bir dönemi vardır. Ağır kalp kırıklıklarıyla geçen bir dönem. İlk boğazda düğümlenen hayaller. İlk acı. Bu insanın ömrü boyunca unutmayacağı tek gerçektir.

Bizler evet, melankolik canlılarız. Acıyla yaşarız. Fakat bu bambaşka bir konudur. Unutulmaz. Tekrarı olmaz. Belki aynı insanları bile istemezsin hayatında.. Öyle işte. Hayatta öyle. Çoğu insana aynı duyguları yaşatır. Benzer olayları. Hayat, bu acıdan vazgeçmeyecek hiç bir zaman. O zaman şöyle diyebilir miyiz ? Ben böyle acılar yaşadıysam? Annem de yaşadı. Babam da, babannem de. Diyebiliriz. Belki bir tık daha fazla, belki farklı yerden. Farklı şekilde. Sadece hayat, bunu yapmayı seviyor.. Seviyor çünkü, ilk onun canı yandı.

Kendinizi nereye baksanız, orada görürsünüz. Bir şiirde. Bir yolda.
Yol demişken, sizi içerisine çekmez mi ?
Sanki, uzakların öğreteceği bir şey varmış gibi. Sanki seni sana götürecekmiş gibi. Yollar, sokaklar aslında kafamızın içerisindedir. Düşüncelerimize bağlıdır.
Hiç hissettiniz mi ? Bir düşünce olur kafanızda. Fakat sonucunu bilmezsiniz. Ama sürekli düşünürsünüz bunu. Çıkışı olmasa bile. Aslında tek yapmanız gereken içinizden geleni yaşamak. Bunu yapamayız. Yollar bunu anımsatır işte. Sonu olmayan düşüncelerimizi. İlla bir çıkmaz, bir sonuç olması gerekmez. Hayatın kendisi yoldur. Güzel olan yoldur. Yürümektir. İnsanlarla el ele tutuşarak..

El ele tutuşmak dediğimde gözümde canlandı. Hani annemiz sağımızda, babamız solumuzda. Bizler ikisinin ortasında. Elimizi tutarlar. Ve yukarı kaldırırlar. Sende sevinirsin ayakların yerden kesildiği için. Hatırladınız mı o anı? Çok küçükken.
Aslında, hayat bize daha küçüklükten bir şeyler söylemeye çalışır. Bu da onlardan bir tanesi.

Elimizi tutan insanlar, bizim için ilk değerli olanlardır. Zaman zaman ihtiyaç duyarız onlara. Hep derim, madem bu bir sınav neden her insan bir dünyada doğmadı. Oysa bu ya sınav. İnsanların arasında olmak. İyiliklerle, kötülüklerle..

Eğer sorun arz ederseniz, sorun hep olacaktır. Eğer aşık olmak isterseniz, olacaksınız. Eğer dünyanın en iyi yazarı olmak isterseniz olacaksınız.

İçinize gelen sözcükler, öylesine gelmez. Bir sebebi vardır.

Rüzgara değinelim bir de, rüzgar benim için özgürlüktür. Çünkü nereye isterse oraya gider. Durmaz yerinde. Uçmayı sever. İnsanlara dokunmayı. Dünyaya dokunmayı. Her canlıya. Ağaçlardan geçip, ellerine konmaya.

Arabadayken, ellerimi camdan dışarı çıkarmaya hastayım. Yüzümü de yaklaştırırım. Rüzgar vurur. Saçlarım dağılır. O an anlatılmaz benim için. Oraya aitim sanki. Sanki, ben ve rüzgar dans ediyoruz sessizlikte, sanki şiirler yankılanıyor saçlarımda..

Her zaman böyle etki bırakmaz. Acı hissettiğinde, hayattan vazgeçtiğinde yürü bir de yolda. Rüzgar öyle vurur ki yüzüne, hele ki kışsa. Tüm gerçekliğini vurur. Yansıtır. Daha çok üşümek istersin. Daha çok meydan okursun. Sanki acılarını hatırlamak istersin. Rüzgar da, yalnızlığını vurur yüzüne.

Peki toprak, hiç dokundun mu, ah beni bunları yazdığım halde kafeye götürenlere yazık. Ben doğaya aitim. Ben denize, okyanusa, toprağa..
Benim ne işim olur, bir beton arasında.

Konudan sapmayalım..

Toprak diyorduk, sahi ne zaman dokundun. En son küçükken tahminince. Oysa insan enerjisini atmak için bile toprağa dokunması gerekli. Prizilerde bile topraklama oluyor. Fark etmeden dokunmuşsunuzdur. Kim bilebilir. Hatta eliniz kirlendi diye silkelemişsinizdir..
Bir mezarlığa gidin. Dokunun toprağa, hissedin. Sevin. Eğer hafifçe dokunursanız, dokunduğunuz bir toprak olmaktan çıkıp sevdiğiniz kişi olur. Özel bir toprak olur. Bilmem ne kadar anlatabildim…


Hiç dans ettiniz mi ? Ama öyle bir partnerle değil. Kendi başınıza. Gözlerinizi kapayarak. Hatta kollarınızı açıp kendi etrafınızda döndünüz mü..?
Bunu yapsanız insanlar görse kim bilir neler söylerler?
Lakin, bir ruhun dans etmesi, insanların anlayacağı bir konu değildir.

Hayat dansı sever. Hayatın pisti olaylardır. Sizin elinizi hiç bir zaman bırakmaz. Çoğu zaman tanrım neredesin diye sorarsınız. Veya sizi sevmediğini. Bu tarz konular işte. Oysa hayat, bir suçlu değil ki. O hissettirmese de her zaman yanımızdadır. Bir sebebi vardır gözyaşların.
Çünkü her bir göz yaşı, bir sonraki mutluluğun habercisidir.

Sanırım bu kadar yeterli, hayatla birbirimize benzeyen noktaları sizlerde sıralayabilirsiniz.

Sevgiyle kalın, sevgisizlik şeytana mahsus.

Reklamlar

1 Yorum »

  1. Beni aldın eskilere bi götürdün. Aşık olduğum, mutlu olduğum, terk edilince acı çektiğim günler geldi aklıma. Belki hayat böyle güzeldi ama her aşk hüsranla bitince aşktan da soğuyor insan. Hatırladığım kadarıyla ben hep terkedilen oldum, hiç terketmedim, acı çektiren olmadım. Neredeyse bütün Filmler mutlu sonla biterken gerçekte hiç öyle olmuyor! Sanırım senin yazılarını okuyup okuyup tekrar aşık olacağım 🙂 Ama şimdilik Motorsiklet aşkımla mutluyum, o da arıza yapmadığı sürece aşkımızda sorun olmuyor 🙂 Neyse yazında anlattığın ve hissetmemeiz gereken o duyguları insan aşık olduğu zaman çok daha fazla hissediyor herşeye farklı bakıyor. Aşk da güzel, hayatta güzel yaşamasını bildikten sonra. Acıda insanlar için mutlulukda.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: