İçeriğe geç
Reklamlar

Eylül

Evet, evet o beklenen ay geldi sonunda. Yağmurun ağırdan melodi çaldığı, hüzünlü aylar..

En güzel aşk, sonbaharda yaşanırmış. Yapraklar dökülürken, aşk yeşerirmiş.

Beklermiş, oturup bir kaldırım taşına. Aşk, yoldan geçen giden çoğu insanı bırakıp, uçurumun kenarında yalnız başına oturan kişileri hedef alırmış.

Genelde, ne kadar mutluysa o kadar çok uğrarmış ona.

Sonsuzlukmuş bir nevi aşk,gökyüzüyle, denizleri birbirine katanmış. Denizle, göğün arasındaki ince çizgiyi şeytan yaratmış.

Şeytan, bir ayrıntıyı kaçırmış. İnsanların gözlerindeki yaşla, gökyüzünden düşen yağmurun aynı olduğunu..

Eylül, bir son değil, başlangıç. Ayrılık bir başlangıç.
Ben ki, sevgiyle bakan gözlerden sonra, boş bakanı da gördüm. Aynı renk, aynı gözlerdi..

Eylül diyorum, aşk olsun. Ne zaman istemedim ben seni. Yağmurları severim, ıslanmaya cesaret edemedim. Yıldızları hiç bir zaman uzun uzun izlemedim..
Bir güneşin batışına şahitlik edinmedim. Bir güneşin doğuşunu bekleyemedim..

Ben ki, hayatı, dört duvarın arasında sınırlandırmış bir kişiyim. Hayatı, romanlarda, kitaplarda tattım. Aşkı orada yaşadım. Bunca duyguyu, kitaplarda yaşayınca, bana kalmadı.. Hayata sığamadım. Hayat bunun için çok küçüktü.

Eylül, gel seninle anlaşalım. Sen şarkı çal, ben şiir yazayım. Sonra buruşturup avuçlarımın arasında, çöpe atayım..
Bir dilek tutalım seninle. Aynı dilekler olsun.

Sonra bana, yürümeyi öğret. Koşmayı. Hatta ağlamayı. Ağlamak için ne gerekiyordu. Çünkü su içtiğim halde ağlayamıyorum..

Piyano öğreneceğim diye söz vermiştim kendime. Sonra küçük evime, kitaplık sığdıramazken, piyano sığdırmaya cesaret edemedim..
Biliyor musun ben hiç sokaklarda kaybolmadım. Çünkü hep bir caddeye çıkacağımı bilirdim.. Ben korkmadım, çünkü hayatın bana sunacağı fırsatları hissettim..

ben hiç, birinin dizlerinde uyumadım. Zaten uykuyla aram da olmadı. Zamanım da..

Hayat, aldı eylül. Hayat, ona alan saygımı aldı en sonunda.
Hayal kurmayı unuttum ben. Duygusuzsun diyor ya arkadaşlarım, haklılar.
Kim olsa istemez beni.

Sonra, söz verdim kendime. Bir şarap hediye edeceğim diye. Bir kurdele takıp, doğum günü hediyesi.
Sonra, yine anladım, ben içkiyi çok sevmem ki..

Doğum günü demişken, inan istemiyorum, inan ki.. Eskiden merak ederdim. Hatta ufak sürprizleri beklerdim. Artık, bir sürprize tahammülüm yok..
O yüzden, gideceğim, doğum günümde bu şehirde olmayacağım.

Belki bir ara, pasaport alırım. Engel olan kendimi de duvara asarım.

Ah eylül, ne zaman papatyalar hediye edeceksin bana..
Eylül, bana şiir yaşat.

Reklamlar

2 Yorumlar »

  1. Eylül’ü ne güzel anlatmışsın, ama bir çok kişi Eylül’ü ezbere anlatır ya da fotoğraflardan görür hayal ederler. Bi çoğunuz özellikle yeni nesil sonbaharı hiç yaşamadı desem yeridir, bizim zamanımızda evler tek katlıydı, her evin bahçesi ve bahçelerinde ağaçlar vardı, hatta bugün yüksek binaların olduğu yerler bağ bahçe, meyve ağaçları vardı, o ağaçları ve sararan yapraklarını görmeden ne Eylül’ü anlarsın ne sonbaharı! Aşklar çoğalırmı azalırmı bilmem 🙂 onuda sizlere sormak lazım, eskiden aşık olduğum zamanlar hangi aylara denk geldi hatırlamıyorum ama siz şairler ve yazarlar yazıorsa bir bildiğiniz vardır elbet 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: