İçeriğe geç
Reklamlar

Bir damla sudur duygu.

Bir damla sudur duygu, hayal kırıklığında eriyip giden.. Bir bakışmanın ardında kanat çırpan bir kuş, bir çocuk gibi..

Zordur insan. ne istediğini tam olarak bilemez. İki, üç plan yapar hayatında, sarpa sarar onlarda.. Sonra vazgeçer insan. Umduğu kişiden.
Yerini bilemez. nerede durmak istediğini, hangi şehre ait olduğunu.. Kime aşık olduğunu bilmez.

İç duygularını kaybeder gün geçtikçe.

Cesaret, her insanın harcı değildir. Birden yeltenmek gerekir. Tek seferde.. Herkese meydan okumak.. Alıp başını gitmek uzaklara. Hatalarla dans etmek gerekir. Eğer kim olduğunu biliyorsan, kendini bile terk edersin şu ufacık dünyaya..

Hayal gücü, insanın içinde olan şeydir. Onu keşfetmesi gerekir. Ulaşması. Parmak uçlarının rüzgara değmesi, saçlarının rüzgardan savrulup kalbe dokunması gerekir. Sadece gözlerini kapatması gerekir.
İnsan bir yudum sudur, bir avuç toprak.
Unutur yaşamayı.

Boşlukta konuşan melekler var. Kafanın içindekileri duyamıyorsun!
Yere bakıyorsun, uzağa bakıyorsun. Önünde akan suya bile dalıp gidiyorsun.. Yapma boğulursun..

Ters giden şeyler var, bul onları. Yakala. Bir zarfın içerisine koy, ucundan yak ateşi. Savur gökyüzüne. Defalarca yenil, korkma.
Tek korkun, vazgeçmek olsun. Savaşmamak.

Bilirsiniz, hayatta inananlar savaşı kazanır. Elinde imkan yokken, çabalayan.
Geriden gelmiyorsun zaman tam zamanı..

Değişir insan, ne kadar çok isterse o kadar çok. Unutur kendini. Aynı kişi değilmiş gibi. Hayatına farklı yüzler girer. Değişmez olan Dünya’nın kendisidir işte.

Hep derim ki, keşke yıllar önce yaşasaymışım. O harika yazarlara, bestecilere, ressamlara dokunsaymış hayatım.
Zaman, bir cam saate hapsedilmiş bir kum tanesidir sadece.
Takvimler ise, dönüp dolaşır gelir aynı noktaya.
Bugünle, yarının arasında bir çizgi bile yoktur. Çünkü yarınlar bugünün devamıdır. Uzun bir çizgidir hayat. Yaşarken de, kalp durduğunda da..

Çok istedim ama olmadı’ ? Diyeniniz var mı aranızda..
Umarım vardır..
Neden biliyor musunuz ? Çünkü benim yok.

Hayır buna isteklerimin hepsi oldu gözüyle bakmayın.
Bir hayalim yok, sıkı sıkıya tutunduğum..
Sizi de öyle varsayıyorum.

Bir yaştan sonra, galip gelmeyi öğreniyorsunuz. Hayatın verdikleriyle yetiniyorsunuz. Hele ki, en çocuksu olan kişi bile unutuyor, çocukluğunu..
Hissetmeyi unutuyoruz farkında mısınız ?

Anı hiç bir zaman yakalayamıyoruz.. Ne zaman neşeli yürüdünüz ? Yada şöyle söyleyeyim, ne zaman bir işle meşgulken kafanızda dolaşan düşünceler olmadı ?
Bu düşüncelerin sonu bir yere çıkamayan, yerinde sayıklayan, onlar bizim anlarımızı çaldı bizden..
Bizler, net olamadık. Kapanmamış bahislerle yaşamaya devam ettik. Yarım kaldık. Bizzat elma gibi yarım kaldık.

Sonra, unuttuk, hislerimizi. Bizi yarım bırakan neydi unuttuk. Taa ki, rüyalarımda canlanana kadar. Taa ki, kendinizi, neşenizi kaybedene kadar.

Çoğu zaman, acı çekmek araftan daha iyidir. Belirsizlikten daha iyidir. Neye ağladığını bilirsin. Neye güldüğünü..
Ama insan, her acıdan bir pay alır. Ne kadar affetse bile, güçlü olsa, mantıklı olsa bile. Kaybeder kendini. İnsan bu, duygusuz bir metre ileriye gidemez..

Şimdi dostlarım, aranızdan bir arkadaşım dedi ki, senin sayende depresyona giriyorum. 🙂 Yazdıklarım dokunuyormuş..
Dokunmasın, her yazı, güzel biter. Huzurlu biter.
Şimdi size dostça bir soru soracağım. Bu sefer siz bana anlatın.
Benim gözlerim, çoğu zaman boşluğa dalar. Evde, işte, arkadaşımla sohbet ederken bile. Zor olan ise, ana dönmem de biraz zor olur. Uzaklara, boşluğa gözümün dalması sık olurken, farkında olup gözlerimi alamam..

Şimdi dostça cevap verin, verirseniz sevinirim. Bunun sebebi sizce nedir ? Kendi fikirlerinizde önemli, yanlış yönlendireceğinizi sanıp yazmamazlık etmeyin. Ne kadar çok fikir, o kadar kolay sonuç..

Bu ruh halimden kurtulmam gerek, o eski, neşeli busenin geri gelmesi gerek.

Teşekkür ediyorum her birinize..

Reklamlar

2 Yorumlar »

  1. Öncelikle selam deyip şikayetimi söyleyeyim! Bir buçuk ay kadar siteni ziyaret edemedim, ayda iki yada üç yazı yazan Buse, yokluğum da 14-15 yazı biriktirmiş 🙂 Yavaş yavaş yetişeceğim kısmetse. Gelelim konuya, evet insanların hayalleri olmalı, hedefleri olmalı ama bununda bir sınırı olmalı, insan kendini kaptırmamalı. Neden insanlar hep bir mücadele, bir savaş içinde oluyor? Hayallerine kavuşmak için çocukluğunu, gençliğini heba edenler var, hayallerine kavuşunca bir bakıyor ki ömür geçmiş! Biliyorsun benim de bir hayalim var ama olursa olur olmazsa olmaz, belki herşeyden çok istiyorum o Motorsikleti ama kahretmiyorum kendimi, bazen zamana bırakıp bu günlerin tadını çıkarmak gerekir. Hayallerimize ulaştıktan sonra bir 50 yıl daha yaşayacağımızın garantisi yok. Soruna gelirsek senin o dalmalarını daha önce farketmiştim ama senin mutsuz olduğunu hiç görmedim desem yeridir 🙂 Bence bunun sebebi ya aşırı hayalperest olmak ya da yanlış yerde yanlış insanlarla birlikte olmak. Mutlu olmak için o kadar çok sebebin varken, mutsuz olmayı nasıl beceriyorsunuz.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: