İçeriğe geç
Reklamlar

Realist ve Sürrealist

Gerçekçilik ve gerçeküstücülük.
Siz hangisisiniz ?

Ya fazla gerçekçi ya da hayal dünyasıyla mutlu olan.

Bu yazı daha çok realist düşünenlere olacak. Bana kalırsa insan ikisinden de bir iz taşımalı..

Şimdi gel gelelim Dünya’nın gerçekliğine. Ölüm varken ne kadar gerçek olabilir ki her şey ?

Realistçiler bile sıkılır standart hayattan, maddiyattan.

Şunu belirteyim biz sadece tek bir dünyada yaşamıyoruz ki. Tamam gördüğünüz bulunduğunuz dünya gerçek dünya. Ama her gece uykuya dalıyorsunuz. Neden insanlar uyur ki ? Veya neden rüyalar görürler. Çünkü Bir kısmımız bu dünyada yaşarken bir kısmımız da içeridedir. İçeriden gözlemleriz dünyayı. Hisler, duygular, hayal gücümüz devreye girer vede psikoloji. İnançlarımız, ruhumuz.

Aşk nerede başlar söyleleyim ben size, öyle kalpte mi akılda mı bilmem ama hayal gücünde başladığı kesin. Kalple akıl birbirlerine bağlıdır. Kalbe düşmeyen akla da düşmez. Ne kadar mantık ve duygu olarak ayırsakta bir bütündür onlar.
Hayal gücü dedim. Siz o insana daha henüz dokunmadan hayal gücünüz dokunmaya başlar. Onun oyunlarıdır. Her gece düşünür. Yaşanılan olayları tekrar eder. Yoktan olaylar yaratır. Bu yüzden ki bir insan size tanıdık gelir. Bazen hayal ettiğiniz gibi olmaz, hatta kişiliği hakkında tanıdıkça üzülürsünüz. Bu mu benim tanıdığım kişi dersiniz. Siz onu tanımıyorsunuz ki. Sadece aklınız, o insan üstünde duygular yürüttü. O kişinin sizin kahramanız olacağına dair, sizi anlayacağına dair, beraber aynı kitabı okuyacağınıza dair hayaller kurdu ve sizi aşık etti. Aşk bir sürrealisttir. Sonuçları realist.

Aklın oynadığı çok oyun var. İnsan bu kafasındakilerle yaşarken fazla gerçekçi olamaz aslında..

Sanat ise sürrealistin realist olmuş halidir. Yani duyguların döküldüğü bir deniz. Kitapları elinize aldığınızda sadece bir kitap der geçersiniz. Sadece satırlar var. Bir kağıt altı üstü değil mi ? İki harf sonuçta. Ama önemli kılan içindekidir. Günümüzde her süslü söz yazan yazar oluyor. Yazarlık bu değildir. Bir hayat vermektir. Bir dünya yaratabiliyorsan, okuyucuları içine alabiliyorsan yazarsın.

Yani sizin dokunduğunuz kitaplar yazarın iç dünyasına aittir.

Sanat göründüğü kadar kolay değildir aslında. Bir sanatçı olmak için profesyonel dersler almak yetmez. Hayal gücü gereklidir. En çokta kişilik. İnce ruhlu kişiler sanata meyilli olur.

Aramızda masa başında iş yapanlar ince ruhlu olamıyorlar mı ? Tabi ki de oluyorlar. Şarkılardan, denizin havasından anlayan. Ve okuyanlar, düşünenler ince ruhludur zaten.

Şunu bilmenizi isterim. İnsan farklıdır. Çevre içinde çok farklıdır. Yalnız kaldığında çok farklı. İkisi birbirini tutmaz. Öyle değil mi ? En azından bende. Çevremde espriliyim, neşeliyim gerçek hayatımda beni gören okuyan ve yazan biri olarak düşünemez beni.
Şu masa başında ise, bir kahraman gibi hissediyorum. Yalnız kaldığımda bir kaç yaş daha büyüyorum. Daha özgür oluyorum düşüncelerimde. Kırıyorum duvarları. Ve nereye ait olduğumu biliyorum.


Ben çok hayal dünyasında yaşamam, gerçekliği kavrarım. Gerçeğin de geçeceğini bilirim. Hayat bu bir noktada kalmıyor. İnsan değişiyor. Zaman ölüyor. Yaşlılık,. Olaylar bile değişiyor. Fakirsen zengin oluyorsun. Zenginsen fakir. Sürekli yeni bir macera oluyor. Eskiden kim bilir başıma daha neler gelecek diye büyümeyi istemezdim. Ciddi anlamda ağır şeyler yaşayacağım diye korkardım. Böyle düşünenler varsa düşünmesinler. Mutsuzluk kalıcı değil. Ama mutluluk içinizde. Benim hayatım tahmin ettiğimden daha güzel şekil aldı. Bazı kez derim hayat bana torpil geçti diye. Şuan baksanız belki elimde hiç bir şey yok. Amaçta bu ya. Elindekilerle mutlu olmak. Kim olduğunu bilmek. Hayatı bilmek ve dans etmek.

Ben hayatı karşıma çok eskiden almıştım. İsyan ettim.
Şunu anladım. Hayat gerçekten bizim yanımızda. Bizimle beraber yürüyor. Nefes alıyor. Ve elimizden tutuyor. Bazen kızıyorsunuz değil mi yaşadıklarınızın tüm sorumlusu hayat diye? Mutluluklarınızın sorumlusu da hayat unutmayın. İnsan zaten sonsuza kadar acı çekemez. Bu doğasına aykırı. Bu arada acı da sürrealisttir. Çünkü ne demiş yazar, duygular olmasa dünya olayları basit gelirdi. Kim demişti bilmiyorum. İsim ve tarihleri aklımda tutamam. Kendi doğum günümü bildiğime şükür. İleride umarım ünlü olmam yoksa herkes gibi önemli yazarlardan ezbere söz söylemem gerekecek. Sonra da yazarın ismini. Acı konusuna geri gelelim. İnsan bir kez olay yaşar. Aklı ise o olayı devam ettirir. Bazen sandığından daha küçük olabilir her şey. Bir acı uzun sürüyorsa o acı olmaktan çıkmıştır, bağımlılıktır. Psikolojiktir. İnsan hayatına devam edemez. Bir acıya tutunur kalır. Farkına varmak iç dünyayla dış dünyayı anlamaktır.



Denizleri bilir siniz? Peki denizin yanından arabayla geçerken yosun kokusunu hiç aldınız mı? Denizin kokusu. Ben o kokuya aşığım. Akşam üzeriydi deniz gözükmüyor ama kokusu geliyor. Camı açmıştım. Elimi dışarı çıkarmıştım. Rüzgar yüzüme vuruyordu deniz kokusunu. Yıldızlar. Serin yaz havası. Bunun gibi büyülü anlar çok nadir olur..

Şimdi söylesenize bana, yıldızları sevmeyen, denizi sevmeyen geceyi sevmeyen, şiirleri anlamayan beni anlayabilir mi ki ?

Ben gerçekçi insanlarla da anlaşamam. Ruhu olduğunu hissettirmeli bir insan.

İster biraz gerçekçi olun ister hayali olun yinede mutlu olmayı başarabilin.

Bir gecenin sessizliği, içinizdeki ruhu konuşturur. Sevgilerimle..







Reklamlar

2 Yorumlar »

  1. Senin her yazdığın yazıyı ayrı bir keyifle okuyorum, fakat bu yazı için ayrıca taktiri sonuna kadar hakettiğini düşünüyorum. Benim gibi bi çok cahilin anlıyamayacağı entellektüel bir konuyu herkesin anlayacağı bir dilde yazmışsın, ben anladıysam herkes anlar 🙂 Ben kendimi bildim bileli hayal dünyasında yaşamayı severim ama hayallerim %99 için gerçekleşmedi diye kahrolup hayatımıda zehir etmem. Gerçeklerden koparsan her hayalin sonunda büyük yaralar alır insan, gerçeklerin yolundan da fazla çıkmamak gerek. biraz abartırsak. asgari ücretle çalışıp bir milyonluk araba hayali kurabilirsin, ama olmuyor diye kahrolamazsın 🙂 Gelelim hayat konusuna, hayat dediğimiz şey nedir? Sanki elle tutulur birşeymiş gibi bahsediyoruz, onunla savaşıyor onunla mücadele ediyoruz, herşey yolundaysa onu çok seviyoruz 🙂 Bu hayat dediğimiz şeyi güzelleştiren de, zorlaştıran da kendimiz ve çevremizdeki insanlardır. İnsanlara ve hayvanlara yardım etmekten mutlu olan da var, yavru bir kediye yada köpeğe işkence yapmaktan zevk alan da var! Böylesi uç noktaların olduğu bir dünyada mutluluk da olacak acı da, Kötü insanlar iyi insanların değerini arttırır, ama yinede temennim kötü insaların mümkün olduğunca yok olması. Herkes güzel hayaller kursun kendini kaptırmadan, güzel hayallerde gerçek olsun, örneğin senin kitabını sana imzalattığım günü hayal edebilirim değilmi? 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: