İçeriğe geç
Reklamlar

Zaman, hayal, sen.

Böyle kişisel gelişim yazıları gibi konuşuyor olabilirim. Hep söylemişimdir, sözlerimin yüzde yetmişi kendimedir. Beş seneniz var, hayalinizdeki kişi olabilmek için. Çaba olmadan sonuç olmaz bunu bilin. Herkesin hayali vardır. Hayalleri gerçekleştirmekte sizin elinizde. Hayat hak etmeyene bir iğne dahi vermez. Önce feda etmelisiniz.

Beş sene dedim. Kafanızda mutlaka bir hayat, bir kişilik vardır. Peki olmaması için bir neden var mı ? Bence yok. Ve siz sandığınızdan daha güçlüsünüz. Kimseye ihtiyacınız yok. Bir yerde bulunmanıza gerek yok. Eğer hayat siz olmanız için uğraşıyorsa her türlü o yola çıkacaksınız. Yollar farklı olsa bile. Sadece kendinizden emin olun. Ve fazlasını yapın.

Azla yetinmeli mi yoksa daha fazlasını mı istemeli insan ? Bu soruyu siz cevaplayın.. Fikirleriniz benim için önemli.


İnsan ilk olarak azla yetinmeli. Gözü yüksekte olmamalı. Eğer gözünüzü yukarı dikerseniz, yürüyeceğiniz merdiveni göremeyebilirsiniz. Hayatın dilini öğrenin. O zaten size ihtiyaç olanı verir. Bazen alır sonra geri verir. İlla her şeye sahip olmak zorunda değilsiniz. Akıllı insanlar, elinde hiç bir şey yokken, her şeye sahip olduğunu bilen kişilerdir.

Akıllı kişiler, elindekilerle hava atmaz. Dünya maddiyatı onlar için önemsizdir. Ha bir eşya fazla olmuş yada eksik. Bir araba iyi marka olmuş. Seni anlayabiliyor mu, iki çift laf yapabiliyor mu. İyi bir dost, tüm dünya malından daha değerlidir. Aşkı yaşamak, mücevherlerden daha değerlidir. Ve zeka, kişilik tüm boş takım elbiselerden kıymetlidir. Bunu çok az insan anlar.


Bir girişim için niyetlendiğinizde, en son düşünceniz kazanç olsun. Tamam insan parasız adım atamaz oluyor. Ama para para diyerek girilen işler genelde başarısız olur. Siz hayatınızı adamalısınız. Önce kendinizi bulmalısınız. Bir işi sevdiğin için yapmalısın. Hayalin olmalı. Bazı hayaller, yaşanmışlıklar, anılar altın külçelerinden daha değerlidir. Çünkü bu dünyanın bir de toprak altı var. Oraya götüremiyorsunuz elinizde olan her şey başkalarına devrediliyor. Sizin değil hiç bir şey.

Ama eğer bir şey kattıysanız hayata. İnsanlara umut verdiyseniz, ve iyi işler başardıysanız tarihin gizemli sayfalarına hoş geldiniz. Önemli inanları unutmaz insanlık. Unutturmaz. Siz ölseniz yıllar sonra yaşar anılarınız. Düşünceleriniz okul duvarlarında yazılı olur. Adınıza kitaplar basılır. Veya sizin kitabınız olur. Belki yaşarken o kitaptan ekmek yiyemezsiniz, ama öldükten sonra tüm dünya size hayranlık duyabilir. Şimdi söyleyin bana, insanlar üzerinde iz bırakmak mı kıymetlidir yoksa araba, villa, mücevher mi..?_

Seçim sizin.

İnsanlar elindekileriyle yetinmezlerse fazlasını isterlerse elindekini de kaybeder. Hayatın kuralıdır bu. Değer bildirmeye çalışır hayat. Genelde insanların da değerini bilmeyiz ve hayatımızdan giderler.

Hayat size ne verirse onu alın. Azla yetinin fakat hayalleriniz de olsun. Bir yerde sayıklamayın asla. Çabalayın. Bir senede insan değişebilmeli. Eğer bir önceki senekinin aynısı oluyorsa, pek bir şey katamamışsınızdır hayatınıza. Her sene bir önceki seneden farklı işler yapmış olun..

Kader mi seçim mi bilemem ama, insanım elinde olduğu çok konu var.
Sadece hayat yolları belirler, kişileri gönderir. Bir kişiyle tanışmanız tesadüf değildir. Önemli insanların hayatlarını bilirsiniz. Filmlerde bile izlemişisinizdir. Mutlaka onlara yol gösteren insanlar olur. Bir olay olur farklı yere sürüklenirler. Ortak yanları ise, düşmanları oldukları kadar elinden tutan insanlar da vardır. Ve bu önemli kişiler hayatlarını muhakkak bir kaç kişiye borçlu olurlar. Önlerine hocaları, antrenörleri, onları geliştiren insanlar olmasaydı onlar bugünkü önemli kişiler olamazdı.
O kişiler sadece yol gösterdi..

Vazgeçmeyin. Bu sözü çok duyacaksınız. Ben bugün duydum mesela. ”Şiirlerin çok güzel aklında vazgeçmek varsa, sakın vazgeçme” dedi yaşlı bir adam.

Ama ilk önce siz kendinize inanın. Zaman zaman vazgeçseniz de. Benim inancım sürekli değişiklik gösterir, dalga gibidir. Bazı kez kim olduğumu bilirken, bazı günler aklım oyunlar oynar bana.

Size biraz sır vereyim mi? Genç yaşlı fark etmez. Hayatın yaşı yoktur. Aldığınız nefesi saymazsınız.

Eğer hayatınız değişsin istiyorsanız bir şeyler yapmalısınız. Evde oturmak size hiçbir şey katmaz. Bugün sevdiğim bir abimden güzel bir hikaye dinledim beni aydınlattı.

Öncelikle, dil bilmenizi öneririm. Dil her şeydir. Yolu çok açar. Hele ki yurt dışında yaşamak istiyorsanız. Bunun için telefona bazı ingilizce öğreten uygulamaları indirebilirsiniz (örnek; dualingo, wordbit, hello english, busuu)
Çoğu bende indirili ama bazılarına henüz detaylı bakmadım. Özellikle dil bilmek için kelime hazneniz fazla olması gerekli. Her gün bir kelime ezberleseniz düşünün bir yılda kaç kelime eder..

İşe kelimelerden başlayın. İngilizce kitaplar okumaya çalışın. Anlayabildiğiniz kadar. Her gün bir kelime daha çok anlayacaksınız. Filmleri ve dizileri yabancı dilde izleyin. Altyazı olmadan daha etkili bana kalırsa. Çoğunuz az çok anlarsınız, çevirebilirsiniz ama konuşamazsınız. Yabancı arkadaşlar edinmeniz bu konuda yarar sağlayabilir. Bunun için telefon uygulamaları da var.

Eğer kafaya koyarsanız, gerçekten isterseniz yapamayacağınız hiç bir şey yok. Unutmayın öğrenmenin yüzde sekseni sizin elinizde. Emin olun evde çalışarak, okuldan daha iyi öğrenirsiniz.

İkinci olarak çok okuyun. Bırakın standart insanlar olsun etrafınızda sizin dünyanız farklı olsun. Çok okuyun, her konu hakkında. Neyi merak ediyorsanız. Roman okurken bir yandan da eğitici kitaplar öneririm. Psikoloji, felsefe ve tarih okumak insan bilgisini artırır. Zaten başlayınca bağımlılık yapacaktır.

Sanatla uğraşın. Hayalimdeki ben, sürekli bir şeylerle uğraşan işten çıkıp sanatla uğraşan bir kişiydi. Gitar çalmayı denedim, resim yeteneğimde az çok var. Üzerine düşmedim. İnsan tamam beş parmağı var, beşide farklı fakat insan bir kaç alanda iyi olamıyor. Ya müzik, ya yazarlık. Zaman ayırmak gerekiyor. Ruhunu adamak. Gitarı yapamadım. Sadece bir şarkı biliyorum arada çalıyorum. Yinede bir hobiniz olmalı normal yaşantınız dışında. Ben şuan, yazarlık üzerine kendimi geliştirmeye çalışıyorum onun haricinde doğa fotoğrafları çekiyorum. Dergide yayınlanıyor. Aslında içinizden ne geliyorsa.

Diksiyonunuz güzel olsun. Ne çok hızlı, ne çok yavaş. Anlaşılır bir dilde konuşmalısınız. Kelimeleriniz net olmalı. Şiveler iyidir ama halk dilinden biraz uzaklaşmanızı öneririm. Hele ki kötü sözler, küfürler, argo kelimeler, küçük düşürücü espriler tavsiyem değildir. Saygılı ve kibar konuşmak insanı daima ileri taşır. Diksiyonun iyi olması için, kitap okumak katkı sağlar. Ve farklı ortamlara girmek. Tanımadığınız kişiler arasında söze girmekte katkı sağlar. Karşınızda kim olursa olsun, rahat davranın. Sözünüzün arkasında durun. Ben konuşma konusunda fazla iyi değilim, yazarken bir milyon kelime kullanıyorsam, konuşurken daha azdır bu. Ama neden eşitlenmesin ki ?

Diploma her şeydir. Tamam Ülkemizde eğitim şartları iyi olmayabilir, üniversiteliler iş bulamıyor olabilir. Bir diploma karşına fayda çıkarır. Zararı yoktur. Bu konuda azla yetinmeyin işte. Hep söylemişimdir, insanın kendisi önemlidir, farklıysa, fark yaratacaktır. Lakin diplomada birer anahtardır. Mutlaka bir kapıyı açar. Günümüzde çoğu genç okuma taraftarı değil. Hatta eskiden dedelerimiz oku kızanım derken, şimdi okuma diyenleri de var. Benim son sözüm, eğer bir işte başarılıysanız ve patronunuz sizi yükseltmek istiyorsa, şef, müdür yapmak. Sizin elinizde diploma yoksa, üzgünüm. Bir kapıyı aşamadınız..

Hayaliniz varsa eğer, yolları bilmiyorsanız endişelenmeyin. En ufak bir kapı zaten oraya çıkar. Ne yapacağını bilmemek bahane değil. Sadece en ufak bir yerden başlamak önemli. Aklınıza ilk ne geliyorsa onu yapın. Pişman olmayın. Şuan bulunduğunuz konum, yaşınız geri gelmeyecek..

Hayat nasıl olsa bir gün bitecek, ya başkalarının istediği gibi yaşarsın yada kendi istediğin hayatı kurarsın.

Bunlar benim önerilerimdi, sizlerinde mutlaka vardır planları. Daha üretilebilir tabi ki de. İmla hatası varsa affola.


Bir kaç günden beri yazamıyordum. Tıkanmıştım. Bana buraya bir mesaj kutusu gerekli, siz bir konu söyleyin ben üzerine yazayım da yazayım. Güzel olurdu..

Şimdilik hoşça kalın.

Reklamlar

2 Yorumlar »

  1. Bak ara veriyorsun yorumcularıda köreltiyorsun, bişeyler yazmak için iki kere okudum yazıyı 🙂 Şimdi üçüncü defa okudum, neden diyeceksin? ilk cümleyi yazdıktan sonra baktım çamaşır makinası durmuş, gittim çamaşırları astım geldim bi daha okudum 🙂 Yazının büyük bir bölümünü okudukca sağlı sollu tokat yemiş gibi hissettim, konuyu benim üzerime yazsan anca bu kadar olurdu, sanki sadece beni eleştirmek için yazmışsın gibi olmuş. Ama en azından çok şey yapmasamda sayende birşeyler okuyup yazmaya başladım, inşallah daha güzel uğraşlar da bulacağım kendime, örnek okur olucam 🙂 Azla yetinmek bence olmamalı ama açgözlülük seviyesinde değil. Emperyalizm ve din tüccarlarının uydurması gibi geliyor bu sözler. Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz! işleyen demir pas tutmaz! en sevmediğim atasözleridir. Koltuğunda oturan patron 90 yıl yaşarken, işleyen işçi 65 ini görmeden rahmetli. hani pas tutmazdı, tamam pas tutmuyor ama çabuk ölüyor 🙂 Din tüccarlarına girmiyorum, çok uzayacak… Çok şey istemek, daha zengin olmak için çabalayan insanlar hayatı kaçırdıklarının farkında değiller ve zenginlikleri ile etraflarına topladıkları sahte dostlarla mutlu olmaya çalışıyorlar. Gösteriş yapmaya çalışıyorlar, böyle kendilerini mutlu hissediyorlar! Geçenlerde okumuştum, Konfüçyus’un bir sözü “Gösteriş, bir insanın kültürel zayıflığını, yansıtma halidir” Ve eğitim, evet eğitim önemli ama önce insan kendini geliştirmeli, eğitim herkesi adam etmiyor. Keşke her eğitimini tamamlayan insan olmayı başarabilseydi. Özellikle çalıştığın işyerinde görüyorsundur, ne kadar çok yüksek tahsilli görgüsüz insankar var, ben onların yakınına bile otursam rahatsız oluyorum. Neyse arayı uzatınca bende yazdıkça yazasım geliyor, fazla uzatmadan noktayı koyayım, teşekkürederim, çok güzel tavsiyelerle dolu bir yazı olmuş, okurkende yorum yazarkende keyif aldım.

    Liked by 1 kişi

    • Bu yorumu bekledim. Ben teşekkür ederim asıl. Evet insanın yazdıkça yazası geliyor. 😊 Okumak daha zordur yazmaktan. Sürüklemesi gereklidir içine alması ve insanların hayatına dokunması gereklidir. Başka türlü hiç bir yazı okuyana ulaşmaz. Eleştiri yapmadım aslında. Bana kalırsa sizin hayatınız güzel. Fazla detaya gerek yok insan mutluysa sorun yoktur. Gerisi boş.😊

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: