İçeriğe geç
Reklamlar

Eski bir gelenek, adetler.

Underground – Lindsey Stirling

Nasılda koptuk adetlerimizden, kültürümüzden. Öyle açıp araştırmış toplum da değiliz. Adetlerin tarihten tarihe aktarılması hep insanlar vasıtasıyla oluştu. Ah o ananelerimiz, babannelerimiz olmasa..

Onlar öğrettiler saygıyı ilk, misafire ikram verilmesi gerektiğini.. Bizler daha küçücükken öğrendik. Öğrendik ve unuttuk. Her tarih, kendi kültürünü oluşturdu.. Eskiyi unuttuk, geçmişi unuttuk. Halbuki insan nereden geldiğini asla unutmamalı..

Bir Azerbaycan’lı arkadaşım vardı. Uzun uzun sohbet etmiştik bir zamanlar. Azerbaycan bizim kardeş ülkemiz, Dilleri bizimkine benzer..

Bana oradan çok söz etti. O konuştukça ben utandım.

Neden biliyor musunuz ? Çünkü onlar Türklere hayran. Onlarda Türkçe bilmeyen yokmuş.

Hıdırellezi bilirsiniz. Onlarda Şenlikler düzenleniyormuş, Festival havası.. Ve bu şenliklerde hep Azerbaycan bayrağıyla Türkiye bayrağı yan yanaymış.. Yollarda Bizim bayraklarımız da geçiyormuş..

Peki siz kendi ülkenizde hiç gördünüz mü Azaebaycan bayrağı. Şenlik havasında. Demek istediğim iki ülke aynı değeri vermiyor. Adetler, kültürler konusunda eksiğiz.. Yeni modern sistem oluşturulurken, bu tarz günleri de nesilden nesile aktarmak gerekir..


Hayır Ülkemden şikayetçi değilim. Bunu siyasi veya farklı bir şekilde algılamayın lütfen. Sadece ben buna dikkat ettim bir zamanlar, ilgimi çekti bu konu.

Azerbaycan’lılar, Türkiye’nin tarihini biliyor,. Bizim hakkımızda kitaplar okuyorlar, dersleri bile varmış yanlış bilmiyorsam.. Biz asla Azebaycan hakkında meraka kapılıp araştırmadık. Biz Avrupa’ya aşık olduk hep. Sürekli Paris, İngiltere, İtalya.. Farklı şehirde yaşama hayallerimiz oldu.

Farkında mısınız ?
Bayramlarımız.. Bayram demek, yakınları ziyaret. Akrabları, eşi dostu. Nerede o eski bayramlar derler.. Artık bizler de nerede o bayramlar diyeceğiz.

Bizde bayramı anlatacağım, Anlatmam lazım.. Biz ilk köye gideriz, Babannemler.. Halamlar. Tüm köyü gezdikten sonra akşam üzeri sofra kurulur. Zaten o gün için sekiz çeşit yemek yaparlar. Babannem baklava yapar. Babannemin kayınvalieleri de gelir, Yani koco koco babannemiz…

Yemek yedikten sonra, koca babannemiz sofra duası okur, Sofrada herkes yemeği keser elini açar. Dua bittikten sonra ise üç lokma yenmesi gerekiyormuş.. Bu senelerce süregeldi. Hiç değişmedi..

Değiştiğini sonradan anladım. Şimdi mi ? Koca babannemiz gelmiyor. Bazı kez halamları görmüyoruz. Ve herkes Bayramda tatile gidiyor.. Eskiden yirmi yere gider el öperdik. Zamanla gideceğimiz yerler de azaldı. Bazı evlerden cenaze çıktı, bazılarıyla küslük oldu. Yani el öpmeler de azaldı. Bayramlar azaldı.

Ben Bayramda tatile gitmeye karşıyım. karşı olduğumu yapıyorum ama..

Senede iki defa bayram oluyor. Ve İnsanlar uzaktan telefonla arayıp kutluyorlar. Bazıları onu bile yapmıyor. Yaşlılar! O gün için bekliyorlar. Torunları gelsin diye, bayramlaşsınlar diye. Çünkü bayramı en yakın onlar biliyor..

Ben yaşlansam bende beklerdim. Yaşlılıkta yalnızlık muntazam şekilde kötüdür. Hasta eder insanı. Bayram da onların tesellisi oluyor.

Bayram şekeri de bir gelenek. Bayramlarda mezarlıkları ziyaret etmek.. Biz bunları bu yaşımızda yapmasak, çocuklarımız hiç yapmayacak. İnsan gördüğünü aktarır çocuğuna..

Bizde el öpmek en büyükten başlar. Bir keresinde bayramda tatile gittik. İlk babannemi gördük bayramlaştık ama annemle babamın elini öpmeyi unutum ben. Sonra yola koyulduk. Bursa’ya gittik, üstüne bir gün de geçmişti. Orada aklıma geldi. Çarşının ortasında bayramlaştık. Kaldığı yerden devam yani bayrama.. Hatta babam kardeşimle bana bayram harçlığı bile vermişti.. Buda öyle bir anım.

Bir yere eli boş gidemezsin. Yeni ev alanlara bir ev hediyesi, tatile gitsen oradan bile dönüşte yakınlarına bir hatıra almak zorundasın. Bu pişmaniye olur, kestane şekeri olur. Zorun değil, ama güzel bir şey..

Bir hasta ziyaretine gittiğinde de eli boş gidemezsin. Bizde Meyve suyu ve bisküvi geçiyor.. Ama bunun yerine meyve de olur. Hastanın yiyebileceği yiyecekler olursa daha iyi olur. Veya mutlu edebilecek onu. Bazıları çiçek yaptırır.



Adetlerimiz, bir misafirlikte bir de evlendirme merasiminde hala koruyor kendini..

Misafirliklerde ikram önemlidir. Hatta aç mısın diye de sorulur. Bir kahve veya çay. Misafir güzel karşılanmalıdır.. Bizim burada öyle, hatta Türkiye’min çoğu yerinde öyle. Kaç kişiye gittik. Kütahya’ya, İzmir’e. Tanıdıklara. O kadar hoş karşılandık ki, üstüne şehri gezdirdiler. Cebimizden tek kuruş para çıkmasına müsaade etmediler.. Tabi her şeyin karşılıklı olması gerekiyor..


Düğünlere gelince. Kırmızı kuşaktan, kız istemeye.. Kız isteme de 3 kere isteniyormuş, ilkinde kız verilmiyormuş. Bayağı bir uğraştırıyorlar. Bazı konuları herkes uygulamıyor ama, düğün başlı başına bir gelenek…

O konudan seviyorum.. Sonuçta her şeyin bir sırası adabı var. Usulünce uyguluyorsun. Ama bir yandan da evlenmeyi gösterişli buluyorum. Resmen düğün yarıştırması oluyor. Yani nesil, borca girmeden düğün yapamıyor. Sırf bir gece için.. Gereksiz konular da var, anlamı olan konular da.. İlla her şeyin lüksü olmak zorunda değil fakat mana bulunur, ayıplanır diye diye yapılıyor..

Vede kahvenin tuzlu olması, en sevdiğim konu. Eskiden kız istemede, kız damadı beğenmediğinde tuz atarmış içine. Biz olayı yanlış anladık yani. Ama sorun değil. Böylece değişmiş oldu. Evliliğin en bilindiği bu. Erkeklerin isyanı, gelinlerin içten içe kahkahaları.. Tuzlu kahve olayı olmazsa evlenmiş sayılmazlar bence. Bence yani..

Testi var birde bilirsiniz, Düğünlerde kırılır. Onu da her insan yapmaz. Anlamı bolluk demekmiş.

Bir de gelin almaya gittiğinde bizzat görmüştüm. Gelin ve damat evden çıkarken taşlıyorlar. Ayna tutuyor sanırım gelinle damat kafalarına gelmesinler diye. Fıstık, para falan atıyorlar. Şeytan taşlaması bildiğin. Allah korusun, gözüne falan gelir düğün üstü göz mosmor. Adet sonuçta. Bir daha düşüneyim bu adet meselesini belkide unutmak en mantıklısı…

Evlenenler, evlenmeden önce bir araştırsınlar. Bilmediğimiz çok konu var gerçekten. Ben bile bilmiyorum.


Aklınıza gelen örf ve adetler varsa yazın mutlaka. Benim aklıma bu kadar geldi..

Reklamlar

2 Yorumlar »

  1. Çok güzel bir konuya deyinmişsin, çocukluk yıllarıma götürdün beni. Şimdiki zamanda olupda o zaman olmayan çok şey vardı, ama o yokluklara rağmen huzur vardı mutluluk vardı. Her evde televizyon yoktu, olsada zaten belli saatlerde yayın vardı ama akşamları sohbetler vardı, neredeyse her akşam ya misafirlerimiz vardı ya da biz misafirliğe giderdik. Şimdi aynı apartmanda komşular birbirini tanımıyor hatta selam bile vermiyorlar. Zamanla bazı adetlerin kaybolması üzücü olsada, bazı adet gibi töreler vardı onların kaybolması sevindirici oldu. Doğuda belki bazı bölgelerde devam etsede yok denecek kadar azaldı. Düşünsene bir kadının eş seçme hakkı yoktu, anne baba kime isterse ona kızını satıyordu! Hatta ağlayarak kocaya giden bir kadın zamanı gelince kendi kızına aynı baskıyı yapabiliyor, nasıl bir anlayış anlamakda zorluk çekiyorum. Bizim memleketde daha doğrusu ailemin köyünde belki hala devam ediyor, evin kızları, kadınları evin erkeği ile aynı sofraya oturup yemek yiyemiyorlar. Adet diye bir insan evladına, karısına, gelinine nasıl ikinci sınıf muamelesi yapabiliyor? Artık yapacak bir şey yok giden geri gelmiyor, adetler unutulsada bundan daha önemlisi insanların birbirine saygısı bitiyor, belki beş on yıl sonra insanlar birbirine daha soğuk, daha uzak olacak, yüz tüze hiç görüşmeden teknoloji yoluyla hisler olmadan iletişim kurulacak, daha doğrusu duygular ölüyor, unutuluyor.

    Liked by 1 kişi

    • Harika. Bu yorum diğer yorumlardan daha harika. Hele ki son cümleler. Teknoloji artıyor ve insan aynı evde sohbet etmiyor kimseyle. 12 saat telefon elimizde. Benim de öyle. Çok fazla ayırmam yanımdan. Malesef kötü bir şey. İnsanlar yüz yüze çok konuşmuyorlar. Bu konuya da bir yazı yazarım daha sonra. Adetlere gelince Doğu tarafındakiler adet değil cahillik. Ben karşıyım. Bir kadının yemek yapma zorunluluğuna da karşıyım. Feministlik var biraz bende. Neyseki biraz daha gelişti çoğu şeyin farkında toplulumuz. Ama siyaset olsun farklı konularda yine bir bölünme oluşuyor bir türlü fikir ayrılığına saygıyı öğrenemedik. İnsanlık iyiye mi gider kötüye mi gider bilemeyiz. Sadece öyle uzun yıllar yaşamayacağımız. Sadece elimizden geleni yapmak görevimizi yapmak. Kendimizi yıpratmamak en başta. Diğer insanlara da umut olmak. Yorum için teşekkürler. Dün biraz kararsız kaldım yazı için silip silmemekte çok düşündüm. Ama iyiki silmemişim. Benim için öylesine bir yazı olsa da sizin için hep farklı oluyor. Mutlu oluyorum. İyi geceler 😊

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: