İçeriğe geç
Reklamlar

Ruhu olan kişiler.

Ruhu olan kişiler dedim. Elbette herkesin ruhu var. Hiç yok der miyim? Tamam bazen dediğim oluyor ama..

Konu mühim..

Sizce kim bu ruhu olan insanlar? Nasıl ayırt edilir? Sizce nedir? Ruhlu insanları bir kafanızda canlandırın bakalım. Okumadan önce düşünün. Sonra, kendi düşüncelerinizle benimkileri karşılaştırın. Bakalım aynı şeyi mi düşünüyoruz..




Düşündünüz mü ?
Şimdi geliyorum..
duygusallıkla, ruh farklı. Vicdanla da farklı.

Bu kelimeler birbirlerinden farklı anlamlar içeriyor. Ve bir kelimenin anlamı tam net olamıyor bu yüzden insan bazen kendini çözemez ve dil hisleri çoğu kez anlatamaz.. Henüz milyonlarca kelime bile, insanı tam açıklayamıyor.

Şimdi ruhlu insanlara geleceğim.
Bana göre sadece, doğru yanlış size kalmış.

Ruhlu bir insan, gözlerinden anlaşılır. İlk gözlerinde görürsün ruhunu. Hayır hayır aşkla ilgisi yok.. İster yaşlı biri olsun, ister bir bebek. Yada sıradan biri, hepsinin gözlerinde kocaman bir hayat vardır. Kendileri farkında değillerdir ama farklılardır. Belki de yaşayacaklarından habersizdirler, fakat çoktan kendilerini bulmuşlardır. Böyle gözlerinin parıltısı bir an bile kaybolmaz. Dolu insanlardır. Farklı düşüncelerinin olduğunu gözlerine baktığında anlarsınız. Gözler kalbin aynasıdır, ee kalp her duyguyu hissettiğin mekandır. Bir damla kan sadece, vücudunuzun her yerine gider. Allah’ta ben size atardamarlarınızdan daha yakınım der. Ee zamanında bize ruh veren (kendinden bir parça veren) o, öyleyse vücudumuzda dolaşan kana iyi bakın, güzel sevin insanları.

(doktorlar bunu okumasın bence)



Ruhu olan kişiler, yaptığı her işe ama her işe kendinden bir parça katarlar. İsterse bu çay doldurmak olsun, veya şiir yazmak. Araba kullanmak, birine anılarını anlatmak. Yaptığı her anda ruhunu önüne çıkarır. Hatta durup sadece birilerini dinlese bile.

Ruhlu kişiler, maddiyattan çok maneviyata önem verirler. Onların kafalarında bir dünya daha vardır. İç dünyaları. Bazen orada mutlu olurlar, bazen orada hüzünlenir, ağlarlar. Çok ağlarlar demiyorum, sadece ince ruhlu oldukları için karşı taraftan önce kendilerini suçlarlar.

Basit değillerdir. Boş işlerle uğraşmazlar. Farklılardır işte, toplumdan farklı. Düşünceleri ve bakış açıları farklıdır. Sanata daha eğilimlilerdir. Şimdi her sanat yapan, sanatçı mıdır ? Değildir. Bir sanatçının ilk düşüncesi asla para olmaz. Onlar evsiz dahi kalsa, sanatçılardır. Ki gerçek sanatçılar, bazen değer bilinmez. Yaptığı resim, çektiği fotoğraf, yazdığı yazı, söylediği şarkı. Sadece bir iş değildir. Onlar için bu, en az kolu bacağı kadar organından bir parçadır. Ruhu olan sanatçılar, eserlerini evladı gibi sever. Çünkü kendini koymuştur oraya. Hislerini dökmüştür. Biz sadece bir resim der geçeriz, fakat bir hayat vardır içinde. Hiç enstrüman çalan birisini dinlediniz mi ? Peki hiç enstrüman çalan birisini dinlerken tüyleriniz diken diken oldu mu ? Bu sadece notadan kaynaklı değildir. Bir besteyi, on farklı kişiye çaldırın, hepsi birbirinden farklı olacaktır. İşte sanatıyla birleşmiş, bir bütün olmuş kişiler ruhlu kişilerdir.

İnsanlar düz mantıkla yaşar. Sıradan konuların üzerine düşünürler. Sanki bu dünyada sonsuza kadar kalacakmış gibi planlar yaparlar. Ama bizim ruhlu toplum, daha çok anı yaşar. Bir bakışta resmin 10 farklı rengini, her şeklini görebilir. Kendine has yorumları vardır. Ruhu olan toplum, kendini hep ailesinden farklı hisseder. Çünkü karakteri farklıdır. O farklılığı çocukluğundan beri hisseder, sadece kim olduğunu bulduğunda bunu hissetmeyi bırakıp yaşamanın üstüne geçer. Olay da bu ya, kim olduğumuz. Sadece kim sorusuna çok fazla kitap yazılmıştır. İnsan kendini arar. Ve kitaplara yönelir, kendini orada bulur diye.


Ruh dolu insanlar, doğayı çok sever. Çünkü doğanın bir parçası olduklarını bilirler. Burada sanırım doğayı sevmeyen insan yok.

Peki neden bir kişi denizleri daha çok severken, diğeri de ormanları seviyor? Bir diğeri bulutları, diğeri yıldızları..? Hepimiz birbirimizden farklıyız. Hem de her konuda, ve buna rağmen farklı düşüncelere karşı çıkıyoruz. Farklı hayatlar, farklı karakterler aynı dersleri görmek zorunda kalıyor. Toplumda aynılaştırıyor. Çünkü biz insanlar, farklı olanı hep dışladık. Birisinin hayalleri garibimize gitti, nasıl oturup memur olup çalışmaz dedik. En çokta, sanatla uğraşan kişilere deli gözüyle baktık. Hatta, birini işe alırken, ilk yaptığı işe, yeteneğine bakmaktansa böyle gözlerimizle bir süzdük.


Konudan devam ediyorum.

Farkında mısınız ? İnsan sadece huzurluyken gökyüzüne bakar, huzursuzlukta daha çok yere bakar. Üzerinde bir gökyüzünün olduğunu çok fark etmez.

Gökyüzü sizin için sadece bir gün olmasın, hava durumu, zaman anlamına gelmesin.
Gökyüzü bir umuttur. Emin olun, yıldızlarla ve gökyüzüyle aranızda bir uzaklık söz konusu değildir. Uzaklık somut dünyanın sonucudur. Siz ruhlu insanlarsınız lütfen.. Çok uzakta olan birisini sevdiniz zamanında, burada uzaklık biter. Gökyüzüne bakıp hayal kurdunuz. Gökyüzü size geldi daha ne olsun..


Bir arkadaş ruh yok demişti. Olabilir. Önemli olan, özgür olduğunuz. Bir vücuda, bir şehre sığamazsınız. İçinizdeki güç dünyaya sığamaz.. Bu yüzden uzay vardır. 🙂 Sizi bağlayan tek sizsinizdir, ne demişler gitmek isteyene kırk halat bağlasan tutamazsın, kalmak isteyene saç teli yeter. Burada dikkat edilecek husus gitmek. Bir şeyi isterken, gerçekten istediğinizden emin olun. İmkansızlık yoktur. Somut nedenler yoktur. Nedenler yoktur kısaca. Bunu yapamam çünkü, ailem, para, o bu şu diyemezsiniz. Zamanı geldiğinde, her şeyden vazgeçer yine gidersiniz. Gittiğiniz yerde siz varsınız. İçinizden bir his itiyor sizi…

Birazcık ta vicdandan bahsedelim mi? Sıkmasın konuşma.
Vicdanı yastık olarak görmüş bizim ince ruhlu yazarlarımız. Hiç böcek öldürdünüz mü ? Veya böceklere karşı tepkiniz ne?


Tabi ki de her insan bir tane bilemedin on tane öldürmüştür.

Fakat aranızdan bir kişinin bile, bence artık böcek öldürmediğini seziyorum.

Bu konunun da vicdanla alakası çok.

Peki şunu sorayım, sivrisinek öldürdüğünde üzülen kaç kişiyiz ?
Bu daha farklı bir soru olur.


Ben bu konuda fazla hassasım sanırım. Uzun zamandır böcek öldürmem, hatta elektrikli süpürgeyle evleri süpürürken karınca gördüğümde, karıncanın etrafını süpürürüm kendisi kalır.

Yatağımda karınca gördüğümde, tutup aşağı koyduğum oldu. (oraya kadar çıkmış, sanırım evcil hayvan olarak karınca beslemişim ben) Ve geçen gün sivrisinek öldürdüm diye üzüldüm 😀
Ben hep ezilenin tarafındayım…

(bunları yazan kişi, zamanında deniz anası öldürdü, yakında site günah çıkarma yeri olacak, öldürme yaşatma durumunu eşitlediğimize göre bitiriyorum burada)




Son söz, farklı bakın dünyaya. Gökyüzüne arada bir bakın. Ve yaz ayındayız, kışın bu güzel havalar, çimler olmayacak. Kapatmayın kendinizi eve.


Sevdiğiniz kişilere de sıkı sıkı sarılın.
Benim de sizlere sarıldığımı farz edin.


İyi geceler..



Reklamlar

8 Yorumlar »

  1. Çok güzel ve ilginç bir konu olmuş, ama beni çelişkiye düşürdün, bi yerde bakıyorum ruh var bi yerde bakıyorum ruh yok! Bende ruh varmı yokmu karar veremedim 🙂 ya da eskiden vardı şimdimi yok, ama bi yerlerde kalmıştırtır kırıntıları 🙂 Daha çok kendini tarif etmişsin çalışkan, sanata düşkün. doğayı seven, belkide insan böyle olmalı ama herkes olamıyor. Senin koşturmalarına, çalışkanlığına, gezmelerine imreniyorum gerçekten. O ruhlu yada ince ruhlu dediğin insanlar ve sanatçılar genelde mutsuzdurlar, onlar bu dünyada üzülecek o kadar sorunlar varken mutluluğu aramadılar. İnsanlar bazen ruhlu olabiliyor bazen de cani olabiliyor, özellikle bizim ülkemizde neredeyse herkes sokak hayvanlarına sevgi gösteriyor, bir fakir görünce ona sadaka ya da yenek veriyor imkanları dahilinde, ama aynı insan din’i ya da politik görüşleri hatta tuttuğu takım farklı diye birbirini öldürebiliyor. Yani o ruh herkeste var belki ama bazen gidiyor, bazen geliyor galiba.

    Liked by 1 kişi

    • Bakın bu som cümleyi kaptım. Dediğiniz gibi, bazen birine yardım ederken bazen kalp kırıyoruz. Öldürmeye kadar gidiyor bu. Bu biraz da her iyiliğin içinde kötülük, her kötülüğün içinde iyilik teorisine döndü. Evet sanırım kendimden yola çıktım. Ama buraya gelen insanların benden farksız olduğunu düşünmüyorum. Orta noktada buluşuyoruz. Ve o kadar çalışkan olduğumu düşünmüyorum. Üniversiteyi zor zannat okuyorum. Bir kaç gündür de, nerde kaldı acaba dedim. Biraz geciktiniz yorum atmak için merak ettim doğrusu 🙂

      Beğen

  2. Aslında gecikmedim, görür görmez hemen okuyup yazdım. Sanırım sen geç farkettin 🙂 Biz okurların olarak çok bekledik, ama bekletmeyiz 🙂

    Liked by 1 kişi

    • Hayır görmemişim olamam her gün 5 defa kontrol ettim. Sanırım siteden kaynaklı olmuş olabilir 😊 Hemen üstten bir laf geldi. Artık beklemek yok. Bende acısını çıkarıyorum her gün yazıyorum. Özlemişim.. Dergimi de temin edebilirsiniz efendim. Bir ara stand kurulacak bol fotoğraflar çekileceğiz beklerim mutlaka. Bence dergiye de imza atılabilir, fakat imzam kötü 😊

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: