İçeriğe geç
Reklamlar

Yağmurlar asılı kalır, gökyüzü küserse.


Kristin Asbjørnsen – Slow Day

Hayattaki en önemli kararlar; ya duştayken yada uyurken, yastığa başınızı koyduğunuzda gelir..

Yazmakta böyledir. Ne zaman huzurlu- huzursuz bir uykuya dalsan, seni ışık hızıyla yatağından kaldırır..

O kelimelerin dökülmesi, tıpkı susuz kalıp, ağzın kuruduğunda, musluğa yetişmen gibi.. Sözcükler de acele eder.

En çok ama en çok, duygular getirir insanı bir yerlere..
Hisler, yapboza benzer. Birbirini kovalayan o güzel hisler..

Bir bulut! Ölümüne dolduğunda boşalmaya başlar.
Korkunç bir fırtına, en sessiz olandan gelir.. En sessiz olandan.
Sessiz sokakların, karakterli insanlarından..


Bir dalga, rüzgarla oluşmaz. Suyun suyla pençelerini kelepçelemesinden olur..

En değerli, şarkılar bir yaşanmışlık sonucudur. Her insanın kendi hayatını bulduğu şarkıda, yazan bizzat hayatını kaybetmiştir..

Bir şiir, en güzel şiir, büyük kavgalar sonucu yaşanır..

Bir de şiir gibi kadınlar vardır. Şarap kokan.
Saçlarını okşasan parmak uçlarında gül yaprakları kalacak.
Kadınlar vardır,
Gözleri umutsuzluğa bakan.

Bir kadın, saçlarını kestiğinden daha çok sefer kesmiştir umudunu, aşktan.


Ve adamlar vardır, iyi bir kadınla iyi bir adam asla bir araya gelmez diye söz vardır..

Ve adamların, güveni vardır. Paramparça olmuş güveni..
Bir söze dahi, inanacak inançları kalmamıştır..
Bir adamın gururu vardır. Kovulduğu kapının zilini çalmaz bir daha.. Önünde yatar kapının, sabahlar. Üşür, donar. Ama bir zile bir kez daha basmaz.

İyi bir adam, ince düşüncesinden kaybeder.
İyi bir kadın, fazla sevmesinden.



Gökyüzü vardır bir de,
Bir de, yer yüzü.

Sevgilisidir, toprak, bulutların.

Gerisini de siz anlayın işte..
Ulaşamaz da, yaşatmak için su tanecikleri yollar zarflarla..

Nefessiz kalmak var yaşarken.
Başkalarına, nefes olduğun içindir belkide..

Ağlamadan, çözülmeyecek hiç bir pişmanlık, kıyametten önce söylenmeyecek, keşke.
Filmlerin sonuna yazılan ‘Son’ gibi, bitse her şey!




Yazardan küçük bir not,
aşık değilim, acı çekmiyorum! 🙂 Hepinizi seviyorum.






Reklamlar

4 Yorumlar »

  1. Ama böyle olmuyor her şeyi sen yazmışsın ekleyecek bişey bırakmamışsın. Olmadı konuyu seninle bağdaştıralım diyecekken son bir not ekleyip o kapıyıda kapatmışsın 🙂 Ama ben bişey eklemeden dururmuyum? en baştaki cümlene bi vurgu yapmak isterim, en önemli kararları duştayken ya da yastığa başını koyduğun zaman veriyorsun ya neden? çünkü yanlızsın, düşünmek için zamanın var ve düşüncelerini, fikirlerini karıştıracak kimse yoktur. Yine yanlızlığı över gibi oldum ama yanlızlığın en güzel yanlarından biride düşünmek için o kadar çok zamanın oluyorki anlatamam.

    Beğen

    • 🙂 Sağol abi, Sonunda bir mana çıkarılacağını biliyordum. Ama bence çok güzel oldu bu yazı. Şiir tarzında olanları daha çok seviyorum. 🙂 O konuda da haklısın abi, gün içinde etrafımızda kaç tane insan oluyor. Ve biz kendi sesimizi duyamıyoruz. Ne zaman eve ayak basıyoruz. Ne zaman telefonu, tvyi kapatıp kendimizi dinlemeye alıyoruz. O zaman susumuyor düşünceler.. Yorum için teşekürler abi.. 🙂 Nice yalnızlıklara o halde..

      Liked by 1 kişi

  2. Yazarlar istenmeyen mülteciler gibidir. Aniden gelen kelimelerin ettiği bir oyundur bu. Bazen uykudan sıçratıp uyandıran, bazen olduğu yerden bir başka olduğu yere insanı süren, sürükleyen. Düz giderken yokuş tırmanmak fiili vardır sevgili dostum. Yokuş tırmanırken geride dümdüz edilmiş bir hayat bırakanların hikayesi. İlahi güç üstüne alınmasın ama yazarlar tanrının kelimelere atadığı ayrıcalıklı elçilerdir. Bu yüzden Yazarlar, bir kanser hastasını son anda iyileştirir mutlu bir öykücükte. Yada bir artisti bir film setinde gerçek bir mermi ile yere sererken, ağır yaralı son sözlerini söylemesine fırsat tanır. Sözler söylenir, intikam alınır, bir haksızlık giderilir, Film biter bir şarkı eşliğinde. İşte o bahsettiğin aniden gelen güdü, o yazma güdüsü ( uykuda, banyoda, kalemtraş bıçağının bileklerde sürtünen ağzında, yemek yerken, düşüncelerin alıp alıp götürdüğü çay kaşığının eko yapan tıkırtılarını sayarken vs diyelim ) buradan geliyor. Aniden gelen ya depremdir yada notunu tuttuğun günlükteki yeni bir dünyadır. Bana öyle geliyor ki bu zor ve dolambaçlı yolda kelimeler seni daha çok uykundan uyandıracak. Hazır şiir gibi akıp giden bu öykünü sevmişken vaz geç yazmaktan. Bunu yap. Bütün iyi kelimeler bana kalsın. Olur mu 🙂 🙂 🙂

    hayal et o güzel ülkedeki kederli çocukları,
    hiroşima bombacısının attığı o şeyin üstünde küçük çocuk yazdığını,
    hayal et evreni, o büyük yangınları, oraları, o sonsuz durakları, yolun sonunu
    patlayan ışığın gözlerinde ki çığlığını,
    hayal et bir elin parmaklarını
    üstüne kusanları, altına işeyenleri, erken sarhoş olanları
    para üstü bekleyenleri, üste para alanları…o aniden gidenleri
    etin peşinden giden zombileri, ölülerden yardım bekleyenleri
    sarı polen çiçekleri arasında dolaşanları
    seni seviyoruz diyenleri…üzgün çiçekleri

    hayal et çalışkan bir karıncanın erken yorulduğunu…karıncalarda yorulur, yağmura yakalanır, şemsiyeli olanları da izler karıncalar, işini bitirmeye kararlı bir boşluğa bakarlar.

    Hayal et gözaltı morluklarında bir çağı öldüren DUYGU’nun nasılda yüzüme gülümsediğini….

    Beğen

    • Teşekür ederim abi. Haklısın bu yazmak konusunda.. Senin bu sona doğru yazdığın da güzel olmuş. Sen direk abi bu yorumu al djdj Demek ki yazarlar, kelimeleri karakteri oluyor. 🙂 Çok beğendim yazdığını. Kullanılır bu yorum abi. Değerlendir..😊 Güzel ülke deyince burası anladım bir de… Bu güzel yazı üzerine diyecek lafım yok..

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: