İçeriğe geç
Reklamlar

SANAT, var olanı yaşatmaktır.


Mark Eliyahu – Drops

Çok boşladım burasını, insan aslında duygularından kaçtığında insan olmayı bırakıyor. İnsan ruhuyla yaptığı her şeyden kaçtığında unutuyor kendini. Mutsuzluğun ilk nedeni bu oluyor..

Şimdi soracaksınız nasılım diye ?

Yoo aslında sormayacaksınız.. Valla iyiyim herhalde.. Nasıl olsun, bir eksik bir fazla.

Bir güne, ne kadar duygu sığarsa hepsini yaşadım.. Sevinç, hüzün. Bunalmışlık, kaçma isteği, insanlardan uzaklaşmak, öfke, duygularını bastıramamak.

İnsan en çok, düşüncelerini bastırdığında yorulur. İnsan en çok, kendini bulduğu yerde mutluluğu da bulur..

Bugün, hayatımın dönüm noktasıydı. Yani benim için büyük bir işti, Beş sene sonra.

Yani bir gitarım vardı. 2013 yılında yalvara yakara aldırmıştım. Ama hiç dokunmadım. Yani öğrenmek istedim ama bugünkü kadar değildi. 5 sene boyunca öyle duvar arasında, bekledi durdu. Bir ışık yüzü bile görmedi, hatta evden hiç çıkarılmadı. Bazen arada alır denerdim çalmayı, o sıralarda sarılırdım gitarıma. Yani bilmezken çalmayı bile, en iyi arkadaşımdı sanki. duygularımdı o benim.

İnanır mısınız, ben hep sanatla yaşadım. O sıralarda hep şarkı söylerdim evde, kimse olmazdı. Bağıra bağıra söylerdim. Resim çok çizerdim mesela, hele ki, guaj boya, sulu boya.. Hayrandım fırçaya. Yeteneğim var inkar etmiyorum. Ama teknik ders almamıştım hiç.. Hatta bir keresinde güzel sanatlar sınavına girdim. Babamla gitmiştik. Adamcağız beni saatlerce beklemişti. Babaların hakkı ödenmez..

Bahçedeydik o sıra; yanımda babam, çevremde öğrenciler, aileler.. O kadar tuhaf insanlar vardı ki, renkli saçları. İnanın sanatla uğraşan herkes biraz güzel oluyor.. O gün bile arkadaş yaptım, muhabbet sohbet..

Babama da, ”şuradaki profesyonel kalemi falçatayla açıyor” demiştim..

Çevremde bir kaç kişi, kalemlerini falçatayla açıyordu.. Bilirsiniz ressamlar, kalemtraş, değil falçata kullanırlar. Hayır psikopat değiller.. Yani galiba değiiler..

Benim ise, bırakın falçatayı, kalemtraşım bile yoktu, hayır fakirlik değil. Gerek duymuyorum bazen. Allah’tan silgiye gerek duymuşum..

Ben o yaşımda, gözlem yapıyordum, kaç kişi profesyonel kaçı değil?Hesaplama yapıyordum. Çok eğlendim o gün, hayatımın komedi günüydü..

Yani bir sınavda insan kendini bu kadar mı tartar..?

Sınava girmiştik, bir masa üzerinde sandalye. Sandalye üzerinde kısa saçlı bir bayan oturuyordu..

Ve herkes oturduğu açıdan, gördüğünü çizecekti..

O an kendimi gayet gururlu, şak şak resim çizen biri olarak, yüzüm dik, alnım ak başladım sınava..

Sağıma bakıyorum, taslak, soluma bakıyorum oda taslak. Ben taslaksız başladım. Ben direk kadının bacağından başlamıştım sanırım..

Bir de içimden hep eleştiri yapıyordum, yanımdakilerin resmini beğenmiyordum. ”Onun gözü yamuk oldu, o ayakkabıya benzemedi” gibi iç ses yükselmekte..

En sonunda tabi sınav biterken, kendimle dalga geçtim. Hiç olmazsa onların ki gözü falan yamuktu kadın yerli yerindeydi, bende ise bir çöp adam..


Şaka yapıyorum o kadarda değildi. Ama şunu söyleyeyim gerçekten utanmıştım. Bir ara kalemi masaya koyup kalkıp gitme isteği oldu. Tabi kimse gitmiyordu..

Bir baktım ki, çizenlerin hepsi profesyonelmiş, dışarıda yaptığım denklem bile boşa gitti.

Sağımdaki çocuk bakıyorum, gayet güzel çizmiş, sadece ayakkabı kötüydü..

Solumdaki kıza bakıyorum, oda gayet güzel.

Kendime bakıyorum, bacakları şişko, hatta dizi yuvarlak geliyor yılan gibi bir bacak. Etrafımdakilerin yüzü, hep biçimli, falan benimki yuvarlak bir yüz..

Gölgelendirme yapalım dedik, belki kurtarırız. Yok olmadı. Dalga geçtiğim yanımdakiler gölgelendirme de level atladılar. üç boyutlu çizmeye kalktılar..

En son, herkes çizdiğini masa üzerine koydu, ben koyamadım. Sarıldım iyice kağıda kimse görmesin diye..

E tabi sınav bitti, kaybettiğimi bile bile beklemiştim ha bir umuttur yaşamak misalii..

10 saat o bahçede güneş altında oturduk..

Bana kalırsa ben bir şey kaybetmedim. Aksine çok güldüm, eğlendim. Trajediydi, komediydi benim için.

Sana ne lazım resim dedim, ve o gün bitirdim resim çizmeyi..

Aslında ruha çok iyi geliyor bir şeyler karalamak. İlla portre olması gerekmiyor.. Boyaların birbirine karışması. Ortaya çıkan acayip şekiller..

Bence bu öğretmenler sanattan anlamıyor. O kadar ünlü sanatçı, picasso, van gogh hepsi masa üstündeki, sandalyenin üzerindeki kadını mı çizmeye çalıştı sanki..

Ben hep oradan oraya atladım, resim bitti, müzik başladı. Şiir yazdım, çiçekler kuruttum. Kitap biriktirdim..

Hayalim hep, boş durmayan biriydi, kendimi hep öyle gördüm. İş, ev, okul, hobi, spor, aile, arkadaşlara zaman ayırmak..

Hepsine yetişmek. 24 saatimin dolu dolu olması. Koşturmacalar mutlu ediyor çoğu zaman..

Hayalim hep, piyano başında olmak, çalmak.. Sanatla uğraşmak. Spor yapmak. Sağlıklı beslenmek. Yalnız kalmak. Tüm kitapları okumak, tiyatroya gitmek. Yurt dışına çıkmak. Bale, yoga, valse, tango, boks..

Yani aklıma gelebilecek her şeyi denemek isterdim..

Dediğim üzere, bugün çok farklıydı..
Nereden geldi, esti bilmiyorum. Belkide zamanıydı. Ben bazen şüpheleniyorum, bizim hayatımızı yönettiğimizden. Belkide gerçekten deneyimliyoruzdur. Belki her şey çok önce kurgulanmıştır bile..

Ama insanlar da diyor ki, beyine ne kodlarsanız onu yapar, siz unutursunuz o unutmaz. Bazen gün yüzüne çıkar böyle..

Bunca şeyi, beyin mi gerçekleştiriyor, kendi irademiz mi, ruhumuz mu, kader mi çözemedim ama..?

Ben hayal kurduğumda ilk düşünür, sonra bir kaç düşünceden sonra dile getirir, çevremle paylaşır, muhakkak yazarım. Sonra onun nasıl gerçekleşeceğini düşünürüm..

Sonra da olur..
Gerçekten, her ne dilediysem oldu. Yani çoğu..

Tesadüflere inanır mısınız ?
İnandıklarımı kelimelere dökemiyorum..

Günlerce gitar kursu aradım, saatlerim uysun diye, fiyatı uysun diye. Araştırma yaptım. Ve gittiğim her hoca somurtuyordu. İçeri giren bir müşteri güler yüzle karşılanmalı aaa lütfen ama, siz sanatkarsınız..

İçime sadece bir amca sindi, oda indirim yapmasına rağmen, saat uymadı..

En sonunda, bir arkadaşım vasıtasıyla bir hocayla tanıştım. Arkadaşım arkadaşına, arkadaşı hocaya söyledi. Ve bu tarihte bu akşam tanıştık..

Sabahtan beri o kadar heyecanlıydım ki, söyleyeceklerim, giyeceğim kıyafeti bile düşündüm..

Neden biliyor musunuz ?

O hoca bir alışveriş merkezinde piyano çalıyor. Ve ben onu aylar önce görmüş çok etkilenmiştim. Hatta biraz daha durmayı çok istemiştim. Hatta o gün onunla konuşmayı da çok istedim..

Ne kadar istediğim belli ortada, hayat tekrar karşıma çıkardı..
Nasıl desem size, herkes enstrüman çalar da, çok azı kendini koyar ortaya. Çok azı şarkıyı, notaları gerçekten yaşatır. Duygularını koyar. Olay sadece çalmak değil, notalar değil. Öyle bir duygu aktarımı var ki, herkesin gözü yaşlı oluyor sonunda. Bir şarkıyı sekiz farklı kişi çok güzel söyleyebilir. Ama sadece bir tanesi kalbinden, yüreğinden söyler. İşte müzik budur. Ruhun parmak uçlarından dökülmesidir..

Ancak ruhu olan insanlar, bu dünyada çok haksızlık görür. Ancak onlar parayla satın alınamaz..

O beyfendiyle ufak bir sohbet ettik. Bana gitar çalmayı öğretecek. Piyano da istiyorum. İlk gördüğümde, çaldığına odaklanmıştım. Bu akşam gittiğimde, yüzüne çok odaklandım. Ne düşünüyor çalarken? Diye. çok fazla bakmıyor etrafa, hep başı öne eğik, gözleri kapalı.. Bazen kaşları çatılıyor, bazen ritimle oda heyecanlanıyor..

Ben bir söz söyledim ona, ”bana müziği öğretin” dedim..

İnanın kimse dememiştir bunu ona.

Benim istediğim sadece enstrüman çalmak değil, düşünce benim istediğim. İnsan tanımak. Böyle birini tanımak.. Bir gün, anmak. Hani imzalar sadece kitap üzerinde olur sanıyorsunuz ya, yanılıyorsunuz..

Benim en başta ailem, sonra edebiyat öğretmenim, en çok hakkı vardır.. Unutmam..

Öğretmenime demiştim ki, ”ya sizin gibi öğretmen olacağım, ya yazar olacağım” diye..

Hocam bana ”benim aşkım piyano biz bir bütünüz” demişti..

Belki, piyano onun eseri, duyguları, geçmişi, hayal kırıklığı..

Benim ise, klavyem..

Sonuçta bende de tuşlar var, bende arka fonda müzik çalarken, kendimi kaptırıyorum.


Sanattan vazgeçmeyin. Sizi ruhunuza yaklaştırıyor, bir daha onsuz yapamıyorsunuz..

Sizleri çok seviyorum..

Reklamlar

6 Yorumlar »

  1. “Mermere sıkışmış bir melek gördüm ve onu özgürlüğüne kavuşturuncaya dek mermeri oydum.” Michelangelo
    Hayaller bitmesin. Bir gün mutlaka biri gerçekleşiyor.
    Kaleminize (klavyenize) sağlık.

    Liked by 1 kişi

  2. Bu nasıl şey? Kitap, resim, müzik, gitar, piyano, spor… Daha niceleri var bilmiyorum, hayallerinin peşinden koşmak güzelde her hayalinin peşinden koşmak için parçalama kendini, gün gelir yorulursun, birine odaklanmazsan belkide hiçbirini yapamazsın küskünlük ve hatta bıkkınlık yaratabilir hepsinden soğuyabilirsin. Ben peşinden koştuğun hayalleri okurken yoruldum 🙂 sen hepsini gerçekleştirmeye çalışıyorsun. Daha gitara başlamadan piyanoya gönül kaydırıyorsun belkide bu sırada aklında yazacağın kitabın var. Her hayalini başarmanı dilerim ama daha sakin ve tek tek 🙂 Herşeyden önce şu kitabını raflarda bi görelim derim, arada gitarda çal ama bence önce kitap. Sana kolay gelsin.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: