İçeriğe geç
Reklamlar

İnsan, parçalardan oluşur, parçalara ayrılır.

Sertap Erener- Olsun

Başlıktakini, kalp parçalanması olarak algılamayın.
Bahsetmek istediğim farklı bir durum..


Yanınızda ARKADAŞINIZ var. Sohbet ediyor, espriler yapıyorsunuz. Kahkahalar atıyorsunuz. Hatta o kadar rahat konuşuyorsunuz ki, birbirinizi kırmayacağınızı biliyorsunuz. Samimiyet..

Arkadaşınızın yanından çıkıp bir BÜYÜĞÜNÜZE denk geliyorsunuz. His olarak çok seviyorsunuz onu, aileniz gibi. Saygı duyduğunuz bir insan.. Sohbet ediyorsunuz ama, fark ediyorsunuz ki, yarım saat önceki siz, değilsiniz. Büyüğünüzün yanında daha farklısınız. Konuşma tarzınız değişiyor bir an. Daha mantıklı konuşuyorsunuz. Söz ettikleriniz farklı oluyor. Davranışlarınız farklı oluyor.. Sonra oda size, büyümüşte küçülmüşsün diyor. Hayır siz hep aynıydınız. Karakter değişmez. Gördükleriniz değişir. Eğer bakmayı bilmiyorsanız bakamazsınız..

Bazı insanlarımız, hayatında çok ders görse bile, düşünceleri sabittir. Değişmez. Öğrenemez. Açık değildir öğrenmeye..

Bazı insanlarımız ise, daha çocukluğunda farklı bakar dünyaya, Bulutları sorgular her çocuk. Bulutların tanrı olduğuna inanır. Tanırıyı sorgular çocuk, neden yanımızda değil diye. Onun için tanrı anlayışı baba gibidir. Kollarıyla, sizi koruduğuna inanırsınız.

Şimdi geri geliyorum, bir insan, arkadaşının yanında farklıdır. Sevgilisinin yanında çok farklı davranır. Ailesinin yanında ve yalnız kaldığında..

Bu aslında kendimce kötü değildir. Çünkü o insan, nerede ne şekilde davranması gerektiğini biliyordur, hepsine yetebiliyordur.

Şunu da fark etmişsinizdir, İnsandan insana da farklıyız aslında biz. Ruh olarak anlaşamamaktan mıdır bilemem, bazılarıyla iki çift sohbet dahi edemezsiniz. Tıkanır kalır. Devamı gelmez. Sürekli de telefona bakarsınız, saat geçsede gitsek diye..

Bazılarıyla ise, sanki senelerce görüşmemeşsiniz gibi, bir hasret. Konuşmalara doyamazsınız. Konu konuyu açar. Bir bakmışsınız ki zaman geçmiş, saatlerce oturmuşsunuz..

Bir kadın, sizi çok iyi anlayabilir, bakışınızdan ne demek istediğinizi, duruşunuzdan. Gülüşünüzden, dalgınlığınızdan, ses tonunuzdan. Mümkünatı olsa, ne yaşadığınızı da bilecek..

Bazı kadın ise, sizi anlamaz, bakamaz, göremez. Sizi tanımaz. Bazı kadın, sizin geçmişinize inmeye çalışırken, bazıları sadece şu anki sizi tanımak ister..

Kitap, doğa, şehir, elbette en sevdiklerim. İnsanları koymadım buraya, ama onlarla iletişimimi de çok seviyorum. Hele ki kafede çalıştığım için, çok fazla insan geliyor. Bazı dedelerim, laf atıyor. Tanımadığım bir dedem, bana üşüteceksin, üzerine hırka giy dedi. Bu samimiyeti, başka hiç bir yerde görmedim..

Bu benim hoşuma gidiyor, oradan bakılınca yargılayabilirsiniz. İnsanlara gülümsemeyi de çok seviyorum. Hatta fark ediyorum ki, ben gülümseyince onlar da gülümsüyor. Yüz ifadeleri değişiyor.. Ve merak ediyorlar, sohbet etmek istiyorlar. En gereksiz cümleyi bile bana söylüyorlar..

Geçen sene, yine aynı yerde çalışıyordum, ama o kadar kötü müşteriler geliyordu ki, sinir ediyorlardı, morelimi bozuyorlardı, çekiyordum sanırım sorunları.. Bakıyorum da bu sene, çok az görüyorum böyle sorunları. Maşallah diyelim lütfen. Kimseyle tartışmak istemiyorum..

Şimdi, oradan buraya nasıl geldim bilmiyorum, hayatı sorgulamamdan sonraki ikinci sorgum bu..

Yine geri geliyorum, üç adet kız arkadaşım var, yakın olan. Ve hepsininin karakteri birbirinden farklı.. Hepsinin bir düşüne tarzı, ruhu var. Bu yüzden seviyorum. Farklı oldukları, hayata daha farklı baktıkları için.

Örneğin ilkinin yanında, farklıyımdır. Daha duygusalımdır. Oturur ağlarız. Şarkı açarız, kahvaltı yapar bana. Eski anılarımızdan bahsederiz. O anlatır ben anlatırım. Biz daha çok, çiğ köfte yerken, efkarlananlardanız..
Onun yeri ayrıdır mesela, olmasa olmaz hayatımda. Mutlaka koşacağım kişilerden.

İkinci arkadaşım, daha farklı mizacı vardır. Tam bir zeka küpü, kitap canavarı. Laf sokmasını iyi bilen bir arkadaş, onun yanında mesela ağlamam. Anılarıma, geçmişime de fazla değinmek istemem. O bende şimdiki zaman. Bu hayatta beni en fazla güldürenlerden biridir, başlardadır. Onun yanında ise çocuk olurum, sanki o benim ablammış, annemmiş gibi.. Aslında ablalık yapmaz fazla ama, ben öyle hissederim. Şımarırım diyelim..

Üçüncü arkadaşım ise, şiir sevmesi ortak yanımız. Onunla oturup sohbet ettiğimizde zaman çok çabuk geçer. Ne fazla güleriz, ne fazla ağlarız ama dertleşiriz. Düşüncelerimizi belirtiriz, duygularımızı belirtiriz. Gelecek hakkında konuşuruz genelde. Hayaller kurarız. Yollarda yürürüz, bir yola, kaç hayat hikayesi sığar ki, o ambiyans nasıl anlatsam, bir yolun bile tadı vardır. Konuştuklarını yaşarsın, geçmişini anlatıyorsan, tekrar yaşarsın..

Bu üç arkadaşım, hem birbirlerinden farklılar. Hem ben onlara farklıyım. Birinin yanında daha mutluyum, birinin yanında daha özgürüm, birinin yanında daha gerçeğim..

Demek istediğim de tam bu konu, siz aynısınız, insanlara farklısınız..

Bana diyorlardı ki, neden hiç arkadaşın yok. Ya benim o kadar çok arkadaşım var ki, anlatamam bunu. Benim ilk olarak arkadaşım sizsiniz. Siz dostumsunuz ki, ben burada hayat hikayelerimi bile anlatıyorum..

Benim dostum, iş arkadaşlarım. ailem gibiler, aynı sofrada yemek yiyoruz. Tartışsak bile, geçiyor.

Benim dostum tanımadığım insanlar, bir yardımda bulunuyorlar, bir manav bir portakal veriyor, sen bir çocuğu seviyorsun.

Benim dostum sadece yaşıtlarım da değil, büyüklerim. Oturup sohbet ettiğim her kim varsa.

Ruhunu yakaladığım her insan dostum, bir bakkalcı amcam benim dostum. Beni, her insandan iyi tanır..

Esnaf dostum, yolları süpüren amcalarım dostum. daha önce yüzünü dahi görmediğim telefondan tanıdığım insanlar dostum. Uzakta olsalar bile..

Ve en sonuncusu, bana kötü davranan biri bile benim dostum 🙂

Eskiden, çizgim vardı, affetmem dediğim şeyler vardı. Şimdi inadına iyilik yapıyorum. Eğer biri arkamdan konuştuysa, baklava ikram ediyorum.

İşte bu çok güzel bir duygu, çünkü eğer siz taş atana gül atarsanız, yaptığından utanır.. Yüzünüze bakamaz, başını eğer.

Gelip geçici dünyanın, geçici hevesleriyiz.. Geçip giden o kadar çok şey var ki, aşklar geçer, dostluklar biter, insanlar gider, hatta yaşadıkların iyileşir, zaman geçer, insanlar sürekli değişir etrafında, olaylar değişir, duyguların değişir, karakterinde değişir, düşüncelerin, yaptıkların..
Hayallerin değişir..

Düşünüyorum da, ne var bu dünyada..? Ne sonsuz? Ebedi olan ne? Aşk derdim kendimce, bir duygular sonsuz derdim. Anladım ki, o da geçici.


Kitap adı düşünüyorum da 🙂 sizce 1001 konu masalları nasıl?
Acaba beni, labirente koysalar, bu yazdıklarım gibi, oradan buradan çıkar mıydım? Yada oturur, labirenti yazardım. Uydururdum bir şeyler, labirentin mesela, kalpte olduğunu uyudururdum. sonra da buna inanıp, kendi kalbimde, zor bir labirent inşa ederdim, duvarları geceden olan.

Daha fazla yazarsam, labirentten, yoğurt kovasındaki çiçeğe geçeceğim.
O yüzden stop!

Sizi tanımam için, duygularınızı bilmek için yorum yapmanız şart. Bana kendini anlat, seni yazayım.

Hiçbir şekilde, yorumlardan, ve tıklanmadan ücret almıyorum. Çıkar için değil yani, sayfama abone olun gibi laflar söylemem 🙂 Bunu samimiyetimle söylüyorum, beni yakın bir sırdaşınız gibi görün. Hem anonim yazma imkanı da var. Mümkün olursa, siteye daha güzel şeyler de ekleyeceğim.

Şimdilik, Mutlu geceler..





Reklamlar

16 Yorumlar »

  1. Yere düşen bir vazonun çatlağından sızan ince su insanı üzer. O vazonun içinde beslenmeyi bekleyen bir çiçek vardır . Ya vazo değişmeli yada o sızıntı durmalı der sorumlu insanlar. İlk ve son yazın arasındaki iyileşen farkları düşünürsek edebiyat adına endişe duymayı gereksiz görüyorum…

    Beğen

  2. Çünkü her geçen gün iyi bir yazı ortaya çıkıyor. İyi bir yazı demek ise mutluluk denen bir şeyin gelip insanın yüzüne işlenmesi demek. ☺

    Beğen

  3. Çok güzel bir yazı yazmışsın, herkesin yaptığı ama farkında olmadığı şeyleri hatırlatmışsın. Bazı şeyler içgüdüsel olarak yaparsın ama yaptığın şey o kadar doğal gelirki insana, değişkenlik gösterdiğimizi farketmeyiz. Bu ana konuydu, gelelim sana 🙂 bu kadar iyi niyetli olmak, Hz. İsa gibi tokat atana diğer yanağını çevirmek! Bu zamanda derin yaralar açar sana çok üzülürsün, herkes iyilikten anlamaz bazen kötülüğün dersi verilmelidir. Nasılki suç işleyen mahkemeye çıkıp oradan hapse gidiyor, mahkemeden çıkınca tatlıcıya götürmüyorlar 🙂 Öyle olursa daha çok suç işlerler. Ödülün olduğu yerde ceza da olmalı, yoksa sen daha çok kaybedersin.

    Beğen

    • Doğru diyorsun abi. Ben işte bardağın dolu olması için dolu tarafına bakıyorum hep. Evet ama haklısın mesela biri çizgiyi aştığında mesafeyi koyabilmelisin. Bakma benimde sabrımın taştığı sıralar oluyor.. Beğendiğin için teşekür ediyorum abi. Aslında mümkün olsa daha derin, daha ayrıntılı anlatmak isterim ama sadece bu kadar oluyor..

      Liked by 1 kişi

  4. Herkes fikir verir ama kararı sen verirsin, benimki sadece ilerde üzülme diye bir tafsiye, çünkü en çokda iyilik yaptığın insanların hataları üzer insanı. İnşallah üzmezler seni. Bir günde daha derin daha uzun bi yazı yaz bakalım, tepkileri görelim belki daha çok sevilir belkide sevilmez, denemelisin.

    Liked by 1 kişi

    • Bu yazdıklarım, inanın ki nasıl yazdığımı anlamıyorum bile. Ellerimden dökülüyor. Bazen daha önce hiç söylenmemiş sözler çıkıyor ortaya. Seviyorum burasını. Kırılan evet üzülür, ama bana kalırsa vicdanın rahat olması önemlidir. 🙂 Boyun eğen taraf olmamak lazım.

      Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: