İçeriğe geç
Reklamlar

Dünya anlatıyor, dinle.

Toygar Işıklı- Sen Yanımdayken

Bir insan neden hayal kurar ? Bilir misiniz..
Sadece boş zamanlarını doldurmak için değildir. İçten içe kurduğu hayallerin gerçek olmasını diler.

Şu insan topluluğu toplasan kaç güzel gün gördü ki ?


Biz insanlar, hayat mücadelesi verdiğimizi sanırız. Aslında mücadele değil bunun adı 🙂

Hayat sadece ufak bir arkadaş, bir dost. Örneğin yükseklerde uçan birini tanıyorsunuz. Adam parasıyla yaşıyor, parası konuşuyor. Bununla övünüyor. İnsanları eşit görmüyor, alt kademeye köpek muamelesi yapıyor 🙂 Peki sonra ne oluyor. İzleyin görün.

Hayat onu oradan alıyor, farklı bir noktaya koyuyor. Peki neden bunu yapıyor olabilir.

Çoğu konuda suçluyoruz ya hayatı. Adalet yok diyoruz. Acı dünya diyoruz. Geçici diyoruz. Bir kısmı açlıktan ölürken, insanların bir kısmı paradan boğuluyor diyoruz. Bunu sağlayan tanrı adaletli mi ? diye soruyoruz zaman zaman.


Ama şunu unutmayın, hayat her insana aynı muameleyi yapıyor. Hepsiyle oynuyor. Eviriyor çeviriyor.

Şikayet ettiğimiz günlerden, bir zaman geliyor iyi ki diyoruz. En azından ben diyorum.

Çok az insan, kendi karanlığında boğulur çıkamaz. Ne çevresini görür gözleri, ne kendisini. Ne anlatılmak isteneni.

Şimdi diyeceksiniz ki senin çok mu tecrüben var yoo hayır yok. Bu tecrübenin de yaşla ilgisi yok. Bazen bir şeyler yazmak içinde çok yaşayıp görmüş olmakta gerekli değil. Duygusu olan, düşüncesi olan her insan eline kalem alabilir..

Şimdi gelelim size, neyin hayalini kuruyorsunuz 🙂

Hangi konuda eksiksiniz ?

Diyelim ki para diliyorsunuz. Hedefleriniz var.

Hayatta size istediğini veriyor, istediğiniz kadar paranız oluyor.

Peki sonra ne yapacaksınız.

Emin olun, pek bir şey değişmeyecek şu hayatınızdan.

İnsan alışandır. düşleyendir. Elinde olmayan kıymete biner. Olana yan gözle bakılmaz.

Söylesenize bana kaç kıyafetiniz var ?
O kadar bakım ürünü ? Hepsini kullanmıyorsunuz bile.

Giymediğiniz çok kıyafet oluyor. Örneğin ben takı, kıyafet, makyaj içinde yüzüyorum.

Zengin olmakta bunun gibi bir şey 🙂
Zenginliğin farkına varmıyorsunuz. Dediğim gibi, aldığınız ürün eve gelene kadar yenidir.

O dilediğiniz konunun asıl o olmadığını o zaman anlıyorsunuz. Mutlu olamayınca. Tabi her insan anlamayabiliyor..

Bu sadece bir örnek. Çok sık rastlanan.

Hayatın bize yapmak istediği, size ihtiyacınız olanı vermek.

İyi ve kötü bir şekilde.

İkinci bir örnek veriyorum..

Sessizsiniz. İnsanlara hayır diyemiyorsunuz. Hakkınızı bile koruyamıyorsunuz. Vicdandan 🙂

Sonra bazı olaylar yaşıyorsunuz. İnsanlar sizi kırıyor, üzüyor. Şaşırıp kalıyorsunuz..

Hakkınız yeniyor.
İnsanlar sizi önemsemiyor.

Bir susarsın iki susarsın üçüncüde olması gereken olur 🙂

Örneğin, ağlamak 17 yaşından sonra ne zaman ağladınız o kadar içten.

İlk yaralar daha derin keser.

Sonrası acıtmaz bile, bağışıklık kazanırsınız hayata..

İşte tam burada hayatın yapmak istediği..

Bazen çok önemsiyorsunuz. İşinizi ailenizi, insanları..

Yapmayın bunu 🙂 Asıl önemli olan ne, yaşanan olaylar. Ne insanların sözcükleri.

Hayat zaten önemli olanın bu olmadığını da öğretiyor.

Hayat gerçek dostun kim olduğunu..

Aile olmanın kan bağıyla olmayacağını.
İnsan tanımanın zararı olmayacağını.


İnsanlara kendini ispatlamaya çalışmanın zor bir uğraş olacağını.
Daima sevdiğin işleri yapman gerektiğini 🙂
Ve araya para girilmemesini.
Paranın sadece bir araç olduğunu unutmanı istemiyor.

Allah size bazen hastalık veriyor ki, yaşamınızın kıymetini bilin diye.
Hani dersiniz ya ? Neden ben ?
Neden sensin bir düşün bakalım.
Eğer şuan yaşıyorsanız daha görev tamamlanmamış demektir.

Herşeyi yaşayıp öğrendiğinizde 🙂 hak kazanacaksınız.
Ve ölümden korkmayın. Zamanında çok korkardım. Öyle böyle değil.

Sabah uyanmak, tatlı geliyor değil mi ? Uyanmak istemiyorsunuz. Ha işte ölüm onun tamamlanmış hali 🙂

Ölmüşte gelmiş diyeceksiniz şimdi..

Uyku yarı ölü haliyse 🙂 Fikir yürütüyoruz sadece.

Ayrıca, elinizden alınan bir mal, para.
Değer bilin diye. Kıymet bilmiyorsunuzdur.

Aynı şekilde insanların da. Gidiyorlarsa sizden, onların da değerini bilmiyorsunuz demektir.

Çokta takmayın, bazen gitmeleri hayırlısıdır.

Biz önümüze bakalım.


Ufacık bir not, hayat sizi eğitirken vahşileşmeyin. İyi niyet olsun ki içinizde. Eğer bu varsa, düşseniz bile güzel düşersiniz. Kalkmanız ise olağanüstü olur. Hayat size öğretirken, insanlara dokunup, dalga geçip rahatsız edip.
Köpekleri hayvanlara vahşice davranmanız gerekmez öyle değil mi ?

Kimin hırsını kimden çıkarıyorsun ki ?

Neyse bunu da hayat halledecektir 🙂 Güvenin bana.

İyi olanı, yakışanı yaparsanız, kötülük sizden uzak duracaktır daima 🙂


Her insanın hak ettiğini bulması dileğiyle..






Reklamlar

15 Yorumlar »

  1. Bu yazın tam bir Kaderci anlayışı. Bence bu kadar kaderci olmamak lazım, herşey hayattan yada herşey Allah tan diyerek boyun eğmemek gerekir. Hayatın adil olduğunu düşünüyorsan kesinlikle yanılıyorsun, Çok kazananla az kazananı karşılaştırırsan belki mutlulukları arasında uçurm fark olmayabilir ama aynı ülkede çok ama çok kazananlar varken açlıktan ölenler, çocuğuna mama alamayan anneler varsa bu insanlara hayatın dersi, imtahanı diyemezsin. Bu yazında her satır tartışılabilir herkesin bir fikri olabilir ama bir sözün var onda yüzde yüz haklısın “insanlara kendini ispatlamak zorunda değilsin” Eğer birilerine kendini ispatlamaya çalışıyorsan veya yaranmaya çalışıyorsan kesinlikle kendin olamazsın.

    Liked by 1 kişi

    • 🙂 Ben de sizin gibi düşünüyordum. Bir söz var. Kötüler daima kazanır evet, ama bir yere kadar. En son gülen, iyilerdir. Ben bu hayatın herkese hak ettiğini verdiğini düşünüyorum. Bir çocuk dünyaya, fakir olarak gelir. Bir diğer çocuk ise dünyanın en zengin adamının oğludur. Buradaki adaletsizliği siz fark edersiniz de, yaşamlarının içindekini göremezsiniz işte. Karakter meselesi diyelim. Bazı insanlar orada olmak zorunda. Yoksa neden herkes eşit doğmasın ki. Bir sebebi var. Önce sebepler var olmuş, sonra olaylar. Körüz insanız. Konuşmak, bir saniyeyi alır. Bilgili olmak ömrün yarısını. 🙂 Hayatta öyle insanlar vardır ki, açlıktan gelip ülkenin başına geçen. İnsan geldiği yeri unutmamalı. 🙂 Ha insanlar ölüyorken bir şey yapmayacak mıyız. İnsanlık görevi de burada başlıyor.. 🙂 Hayat adaletli diyorum sizin düşüncelerinize de saygı duyuyorum. Farklı düşündüğümüz için özeliz. 🙂

      Beğen

  2. Israrla kaderciyim diyorsun 🙂 Bunu sadece açlık tokluk olarak düşünürsek belki diyebilirim ama çok iyi bir insan bir hastalıktan sakat kalabiliyor yada sakat doğabiliyor, doğarken veya çok küçük yaşta annesini babasını kaybedebiliyor, çok kötü anne babası olabiliyor ve küçücük yaşına rağmen şiddet ve sefalet çekebiliyor ben buna hayatın adaleti diyemem! olsa olsa hayatın zulmü diyebilirim. Eğer bu yaşananlar kendikendine oluşmasaydı ve büyük bir mahkemede hakimler karar verseydi, sen zengin olacaksın, sen açlıktan öleceksin, sen sakat kalacaksın gibi Ayağa kalkıp itirazım var hakim bey diye haykırmayacakmıydın? Ama bunlar hayat denen bir düşüncenin adaleti olunca mutlaka bir sebebi vardır diyerek boyunmu eğeceyiz???

    Liked by 1 kişi

    • Tabi doğrudur. Böyle bir dünyaya geliyorsunuz ve elinizde bir gerekçe olmuyor. Yol gösteren olmuyor 🙂 Hayatı çok seviyorum diyemem. Lakin, direk cennette de doğabilirdik değil mi. Sırf mutluluk olabilirdi. Böyle dünyadan geçmeyebilirdik ama buradaysak gerçekten bir sebebi var. Kolun kırık sanırsın, oysaki kanatların vardır çoktan. Sağlık ! İnsanın ilk olması gereken, insanlar sağır dilsiz doğabilir. Onların suçu muydu hayır değil. Bu dünya da kalıcı değil tek gerçeklik ölümdür, geçici olan bir dünyaya bu kadar alışmamak lazım 🙂 Ayrıca siz tanrı olsaydınız ne yapardınız. Muhtemelen, iyi olanı, merhametli olanı yapardınız. Bu konu çok derin bir konu, ve gerçekten çok az bir bilgimiz var. Şahsen tanrı olsaydım, bana sadece kötü günlerinde dua eden birilerini istemezdim. İşi düşünce olmamalıydı yani, iyi gününde de anmalıydı. Her insanın da cehenneme gideceğine inanmıyorum, bu insanlar bunca sıkıntıyı da boşuna çekmediler değil mi 🙂 Sırf bu, hayat din konusunu araştırıp geleceğim. Zaten birikimlerimi ve düşüncelerimi yazıyorum buraya. 🙂

      Liked by 1 kişi

  3. Bende memnun 🙂 Umarım insanları çok bekletmezsin o muhteşem edebiyat günlerinde. Önüne gelenin yazar olduğu, yazarım dediği, çapsız, bilgisiz ve öngörüsüz edebiyatçıları düşünürsek, senin yazmaman ve kenara çekilip bu işin peşini bırakman çok ama çok dramatik olur. Ben kişisel gelişim tarzı kitaplardan çok fazla anlamam, ama bir Doğan Cüceloglu kadar olmasa bile en az o kitabın yazarı kadar da bu tür kitapları okurum fırsat buldukça. Az biraz işin teknik ve kurgusal yanını ögrendiğinde, o raflarda dizilip insanların eline aldığı her hangi ünlü bir yazardan hiç ama hiç bir eksik yanın kalmaz. Tek yapman gereken yazmak, yazmak, yazmak…

    Beğen

  4. 😊 Bu konuyu oldu bilin. Ki günümüzde herkes yazar olabiliyorken. Önüne çıkan kitap bastırıp ben yazarım diye avunuyorken, benim şansımın olmaması ihtimal değil. Ha yaşım küçük, daha fazla yol kat etmeliyim farkındayım. Ama bazıları oturup roman çıkarıyor ben duruyorum yerimde bu da dokunuyor. Bazı abilerim diyor, çıkar da artık imza gününe gelelim. Ben ölmeden göreyim diyorlar. Tutulup tutulmamasıyla ilgili bir korkum yok. Zorlu bir süreç. İlham da önemli ama bakmayın. Bakış açısı. İnsanın bulunduğu konum. İnsanları tanıması.. Bakalım yol beni nereye götürecek bilmiyorum ama, yolun hep çiçek açtığının farkındayım. Ve sizi tanıdığım için çok memnun oldum.

    Beğen

  5. Önce inanıp sonra hayatı yorumluyorsun. Ters açıdan da değerlendirmelisin. Yani önce hayata bakıp sonra inançları sorgulamak gerekir.

    Doğanın adaleti yoktur. Güçlü olan güçsüze baskın gelir. Ama insanlık bu düzeni değiştirebilecek yeteneklere erişti. Bakalım sonuçları neler olacak 🙂

    Diğer yazdıklarına gelince “çeşitli konularda” düşüncelerini aktarmışsın. Yine günlük gibi olmuş. Umarım daha yeni yazılarında kurgu yapmaya başlamış olursun 🙂

    Beğen

    • Kurgu olayında iyi değilim. Çok kez (yani bir kaç kez) denedim roman yazmayı. Betimlemem iyidir. Akıcılıkta iyi. Ama bir türlü karakterleri ve olayları oturtamıyorum. Yazdığım genelde hep aynı yerde başlıyor. Aynı şeyleri yazıyorum ve devamı maalesef gelmiyor. Takılı kalıyorum bir yerde ortaya güzel bir şey çıkmıyor. Ama dersiniz ki, üç kişi, olay şuraya çıkacak, bunlar geçecek başlarından. Bunu yazarım. Eksikliği tam olarak bende çözemedim. Sanırım ben romancı değilim. Bana bu tarz daha iyi gidiyor.. Tabi bu deneme türünden sürekli konu bulmak gerekiyor. Hatta bakış açının sürekli değişmesi gerekiyor. Yoksa sürekli aynı konuları yazıyorum..

      Liked by 1 kişi

      • Bazı filmler vardır. Bir yönetmen başlar, bir yere kadar yönetir sonra başka bir yönetmen devam eder. Yani bir kaç yönetmen ortak bir filmi yönetirler. Bu şekilde bir kitap yazmaya çalışabiliriz. Bence çok eğlenceli olur. Üstelik basmak için değil deneme olsun diye yapabiliriz. Ne dersin?

        Beğen

      • Uzun yıllar boyunca felsefe, psikoloji, bilim ve teknik gibi konularda okuyup yazdım. Bu nedenle, duygusal tarafım zayıfladı. Bence birbirimizi tamamlayabiliriz.

        Beğen

      • Hayal mi? 3 sayısının gizemi üzerinde çalışırken 3 hak vermenin değerli olduğunu düşünmeye başlamıştım. Haklarını bitirdin. Sana başarılar dilerim.

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: