İçeriğe geç
Reklamlar

Kıyafet ve Makyaj düşkünlerine.. Ve hayatın, Maddiyatına..


HammAli & Navai – Ноты

Kıyafetleri sevmek her kızın, hatta erkeklerin hakkı. Güzel giyinmek, bakımlı olmak. Makyajlar da bu güne kadar hep eleştirildi, Eleştirecek daha önemli konu yoktu çünkü.. Hayatı kurtardılar, şimdi onun bunun kıyafetine, makyajına laf yapıyorlar..

Mühim değil, kıyafetleri bende seviyorum. Makyajı bende her gün yapıyorum. Alışkanlık oluyor bir süre sonra, makyajsız dışarı çıktığımda solgunsun diyorlar..

Konu bu değil şimdi, konu bunların hayatta önemsiz olmaları. Asla gratiste kendimi kaybetmedim. Hatta hayatımda ilk defa girdim bugün. Kendimi milattan önce gelmiş gibi hissettim. Her kız ürünlere bakarken, ben ortada dolandım öyle..

Ben kendimi kitapçılarda kaybediyorum. Dakikalarca duruyorum. Hele bir de esnafla, kitabı satanla, diğer tanımadığın insanla sohbete girince, tadından yenmiyor. Sanki daha önce arkadaşmışsınız gibi.

Bazı insanlar, kan bağından öte.
Hayatında ilk defa görüp, samimiyetle sohbet ettiklerin.. Anlatılmaz bu durum..

Şimdi mümkünse gireyim konuya, hep böyle yapıyorum. Başlık bir içeriği, sekiz konuyu anlatıyor. Sanırım kitap yazsam, ismi de, ”içeriği belli olmayan kitap” olurdu..

Şimdi izninizle..

Kıyafetleri, makyajları, arabaları veya diğer her şeyi sevebilirsiniz. Hatta içinde kaybolabilirsiniz. Yargılamıyorum. Bende yapıyorum. Bende seviyorum..

Anlatmak istediğim, bir zaman geliyor ki, hiç bir maddi eşya, yer, makam. Önemsiz oluyor..

Öyle bir an geliyor ki, aklına bile gelmiyor..

Ne yüzünüzdeki kırışıklıkları düşünecek zamanınız, haliniz kalıyor..

Ne üzerinizdeki kıyafet birbiriyle uydu mu diye, kontrol edecek vaktiniz oluyor..

Peki ne oluyor, hayatı anlıyorsunuz. Önemli olanın, baki olduğunu.
Eşyaların, geçici olduğunu..

Siz hiç grip olduğunuzda, yataklara düştüğünüzde, bugün ne giysem diye kafa yordunuz mu ? Eminim ki elinize ne geldiyse onu giydiniz..

Peki hastanelerde olan onca insan var, ölüm döşeğinde. Hayatınızdan şikayet ettiğinizde, bir ziyaret edin. Nice insanlar nelerle uğraşıyorlar. Ufacık bebekler, çocuğu olan anneler.

Gerçi hastanelerin önemli bölümlerini göremiyorsunuz…

Benim hastaneye işim düştüğünde çok gördüm. Kanser olup, iki çocuğu olan bir anneyi. O anne nasıl bırakıp gitsin. Çok gördüm, hastalığına tanı bile konulmayanı, hastane köşelerinde uyuyanları..

Siz hiç, yakınınızın bir cenazesine, saçlarınızı yapıpta gittiniz mi ?

Öyle anlarda sadece kıyafet makyaj değil, her şey ama her şey önemsiz oluyor..

Adam, tek kuruş param olmasın, aç kalayım ama çocuğum yaşasın diyor..

Aklınızın bir köşesinde asılı kalsın bu, arada bir hatırlayın. Arada bir mezarlıkları ziyaret edin.. O kadar iyi geliyor ki. Ananemin mezarına giderim arada. Huzur veriyor sessizlik..

Mezarlıklar, genelde şehrin dışına yapılırlar. Çünkü kimse ölümü hatırlamak istemez. Arada bir anımsamak gerek. Nereden geldiğini, ve nereye gideceğin bunlar seni, korur..

Bunlar seni, büyüklenmekten korur.


Ha olmayacak mı ? Tabi ki de olacak. Eviniz arabanız, güzel bir işiniz. Çünkü hak edensiniz. O zaman gelene kadar. Hayal ettiğiniz hayatı yaşayabilirsiniz. Yaşamalısınız…

Şimdi diyeceksiniz ki, bir öyle diyorsun bir böyle.. Hayır öyle değil. Ben aynı şeyi diyorum. Arada bir, çok değil. Bir kez gökyüzüne bakın arada aklınıza gelsin. Her şeyin değersiz olduğunu. Sadece sevginin, karakterin ve anıların sonsuz olduğunu unutmayın. Bir evi yıkmaya bir deprem, bir kıyafetin eskimesine bir kaç yıl..

En sevdiğim kitaplar bile yok olacak. O kadar takım var ki, yüzlerine bakmıyorum. Zevkle aldığın bir ürün, eve gelene kadar güzeldir.

Lakin, hediye edilenler daha bir değerlidir. Anıları olanlar..

5 yaşımdayken, asla düşünmezdim oturup bunları yazacağımı. Eczacılık isteyip, tiyatro için ağlayıp, edebiyat öğretmenliğinin hayalini kurup, sonunda blog yazmak, ve kafede çalışmak..

🙂 Hiç olmadığım kadar memnunum..
Çünkü daha olması gereken çok şey var.. Bunu biliyorum..

1 sene önce, bu blogta sadece 15, 20 okuyucu vardı.. Yorum bir tane bile yoktu..

1 sene geçti, buraya taşındım. Şuan 500 okuyucum var, bu benim tek tesellim. Burada yazmamı sağlayan..

Bana da iyi geliyor size de. Bugün kitapçıyla konuştum, burasının adresini verdim. Okuyorsa buradan el sallıyorum..


Reklamlar

8 Yorumlar »

  1. Bugün iş çıkışı hergün yaptığım gibi karşıdan karşıya geçip otobüs durağına yürüdüm. Otobüsü bekledim.. Geldiğinde ise yetersiz bakiye dedi vaz geçtim indim. Yürümeye karar verdim bu kararım beni muazzam bir akşam güneşi eşliğinde yürümeme vesile oldu taktım kulaklığımı açtım en güzel şarkıları yavaş yavaş havayı içime çekerek yürüdüm bazen rutini bozmak gerekiyormuş dışarda da hayatın oldugunu anlıyorsun gökyüzünün güzelliklerini görebiliyorsun..

    Saçım başım dağılmış yorgun argın biri olarak hiç aldırış etmeden o güzel, hafif serin havayı doyasıya içime işledim. Hâl böyle olunca düşüncelerden uzaklaşmak iyi geliyor ne yorgunluk kalıyor nede dert tasa.( Bir anlığına bile olsa)

    Konudan farklı bi durum benim ki…

    Konuya gelicek olursak, insanlar üstlerindeki pahalı elbiseleri çıkardıklarında peş para ediyorlar mı yoksa elbiseleri kadarlar mı buna bakılmalı.

    Beğen

    • Son sözüne katılıyorum. Ve bunu anlatman burada paylaşman çok güzel. 🙂 Her insan senin gördüğünü görmez. Hissettiğini hissetmez. Burada toparlandıysak birbimize benziyoruz demektir. Aslında her insan aynıdırda. Bazıları gerçekten duyguya düşkündür. İnsanlar vicdanlı vicdansız diye ayrılır. Zengin fakir diye değil. Eğer bir çıkarın yoksa, en yüksek mertebe senindir. Eğer para için yapıyorsan o iş iş değildir. İlk zamanlar burda para kazanmayı düşündüm. Şimdi çokta mühim değil. Çünkü burası parayla ölçülmez. Daha önemli.

      Beğen

  2. Nereye gidersek gidelim, hangi kapıyı açarsak açalım. Akşam eve geldiğimizde en güzel kapı kendi kapımız, en güzel ev kendi evimiz. Herkesin hayalini kurduğu, olmak istediği yerde olması dileğiyle…

    Beğen

  3. Konuya başka yerden girip güzel bi yere bağlamışsın, eyvah yine geçen günkü gibi yanlış konuya girmiş diye düşündüm 🙂 İnsanların artık ne için yaşadıklarını anlayamaz oldum, instegram için yaşıyorlar sanki! Herşeylerini paylaşır oldular hatta cenaze selfie leri bile moda oldu… Daha güzel görünmek, daha zengin görünmek, yediği yemeği başkasıyla paylaşmak yerine resmini paylaşmak moda oldu. Artık kapasitesi ile kazanamadığı itibarı para ile aldıkları için manevi değerlerin yerini maddi değerler aldı, bu yüzden alışverişlerde kendilerini kaybediyorlar hep daha fazlasını istiyorlar. Sana da söylemiştim hep daha büyük bir motorsikletim olsun istiyordum, daha büyük hayallerim vardı o büyük motorla. Lakin ne zaman o beğenmediğim küçük motorumun çalınınca benim için ne kadar kıymetli olduğunu anladım, bir haftadır moral bozukluğu üzerime yapıştı sanki. Yani anlatmakla olmuyor insanlar bir sıkıntı yaşamadan, hayat denen öğretmen dersini vermeden anlaşılmıyor galiba…

    Beğen

    • Evet güzel konu bakın instagram, bende çok fotorğaf atıyorum ama.. Şu var ki insanlar orda asıl olan hayatlarını değil, göstermek istediklerini atıyorlar. Kitabı çekip atıyorlar kitap okumuyorlar. Göstermelik dünya.. Siz o motorla neler yapardınız neler. Sadece biraz cesaret gerekirdi. Yoksa hiç bir zaman, bu bisiklet küçük deyip diğer mahalleye geçmemezlik yapmadık. Umarım bulunur. Ben inanıyorum bulunacağına.. 🙂 Burası çok güzel bir yer oldu, ben siz herkes hayatını anlatıyor..

      Liked by 1 kişi

  4. Hayat işte! bir gün önce karamsar bir şekilde yorum yazdım ertesi gün yani bugün motoruma tekrar kavuştum 🙂 Senin instegrama attığın fotoğraflar benim anlatmak istediğimle ilgisi olmadığını sende biliyorsun tabiiki, onlar kendini beğendirmek, takipçi arttırmak, hayal ettiği fakat yaşayamadığı hayatı yaşıyormuş gibi göstermek isteyenler, seninde söylediğin gibi kitap resimleri, mağzalarda alamayacağı kıyafetleri kabinlerde giyip resim çekip bırakıp çıkanlar. Örnekleri çoğaltabiliriz, sahte bir hayat içinde akıp gidiyorlar.

    Beğen

    • Hayırlı uğurlu olsun ozaman 😊 Artık daha temkinli olur, sizin için küçük, benim için büyük bir motorla artık şehir dışı turu yaparsınız.. Dedem de vardı motor. Ben kardeşim kuzenim dedem biniyorduk. En arkada ben oluyordum. Yani bizler bir fasulyeyle bile oyun bulan insanlarız. Beş taş vardı. Emin olun, gittiğiniz şehirler insanlar size çok şey öğretecektir. Bunun tadı çok güzel.. 🙂

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: