İçeriğe geç
Reklamlar

Yaşlanmaktan Korkuyorsan..


Motorcycle Diaries – De Usuahia a la Quiaca – Gustavo Santaolalla

Neden korkuyorsun ?
Hep genç ve güzel kaldın diyelim, ölüm var. Kısa hayat ?
Sen yaşlanmaktan mı yoksa, ölüm yaklaştı diye mi korkuyorsun ?
Bir dost tavsiyesi ikisinden de korkma..

Yaşlanmaktan bahsedeceğim sadece..
Yaş almak, yaşlanmak..
Buradaki yaş ya gözyaşıysa ?

Zamanın hızlı aktığını, akarken görmeyiz.
Aslında tam hızlı da değil. Eğer çok hızlı olsaydı, beynimiz kabul edemezdi.
Lakin her gün yaşlanıyoruz.. Ve farkında olmadan..

Tamam tamam güzel konulara değineceğim.. Ben hayat konusunda sürekli teselli veririm, ve bir enkazın altında bile çiçek bulurum.

Yaşlanmak benim için, tecrübe demek oluyor.

İlk doğan bebekleri bilirsiniz. Cildi pürüzsüzdür. Neden, ölene kadar öyle kalmadık, yaşlanabilir ama cildimiz pürüzsüz olabilirdi değil mi ? Kırışık olmadan da geçebilirdik köprüyü.

Ama o kadar anlam var ki..

Enkazda da anlam var, yangında da.. Bir parça bulutta da..

Bir soru size, hayatın sonu mu önemlidir, yoksa yaşadığınız anılar mı daha önemlidir ? Sonu diyenler, okumaya devam etmese de olur. Hayatın içi! Varmak değil, yol önemli diyenler, sonlardan korkmasın.

Şöyle anlatayım, bir bebek dünyaya geldiğinde hiç tecrübesi olmuyor, hiç bir anısı olmuyor. Zaman geçtikçe büyüyor, anıları, acıları oluyor.

Hayal kırıklığı oluyor ilk kez, göz yaşları oluyor..
Mutluluğu oluyor, bilirsiniz gülünce de kısılır gözler..

Yaşlı birine, bir kez daha bakın.
Her bir kırışık, bir hikaye aslında.

Bir aldanış hayata..

O yüzden, bırakın kırışıklıklarınız çoğalsın. Hayatın doğasına karşı gelmeyi çok severiz. Sonsuza kadar yaşayakmış gibi.

Ve insan yüzünün kırışıklığını toprağa benzetirler.. Susuz kalan toprağa..
Kuruyan. Vücudun yüzde 70’i suydu ya hani nereye gitti o kadar su ?
Yoksa bize su veren, sevdiklerimiz miydi ? Sevdiklerimiz gidince mi susuz kaldık? Yoksa toprağa gideceğiz diye mi benzedik ona..


Ve neden yaşlanınca saçlar beyazlar ?
Bir yerde okuduğuma göre, saçların asıl rengi beyazmış. Yaşlanınca kendi kimliğine bürünüyormuş..

Bir de şunu söyleyeyim, değişmeyen tek şey gözlerdir, gözlerin rengidir. Geriye kalan eller, yüzümüz, saçlarımız günden güne değişiyor. Belki gözlerimizde hassasiyetini kaybediyor ama, aynı renk ve aynı kişilikle bakıyor daima. Gözler, kalbin aynasıdır derler. Aslında iç dünyamızın dışarıya bakışıdır gözler. Gözler aynadır. Bir aynaları severim, birde ruhu olan gözleri.

Bir gün yaşlandığınızda, elinizde avucunuzda bir çok anı olacak. Sevdikleriniz daha çok olacak. Hüzünleriniz derin olacak. Torununuza tecrübelerinizden bahsetmek isteyeceksiniz, dinlemeyecek. Vazgeçeceksiniz. Belki ölüme gün sayacaksınız ama o bir türlü gelmeyecek.

Tek yaptığınız zaman doldurmak olacak, rutin işler.

Tamamm, iç karartma yok.

Çinlileri bilir misiniz ? Bilmeyen yok tabi.
Sadece yoga yaparken, otururken gülümsediklerini bilir misiniz ?

Ve yaşlıları genelde sakin, ve felsefik olurlar.
Hayat konusunda görüşlerine hayranım.

Benim, gözümde canlanan yaşlılık gülümseyerek olan..
Çok şey yaşamış, çok şehir görmüş, ama en lüks şehri sevdiğimin yanında bulmuş olarak.

Gülümseyerek yaşlanmak istiyorum ben,
gülümseyerek ölmek.

O kadar emin olmak istiyorum ki hayattan. Görevimi tamamladım, bana tayin çıktı diye espri yaparak gitmek istiyorum.

Ardımda, düşünceler bırakarak. İnsanlara umut olarak. Yol göstererek.

Bir kaç gönülde yerim olduğunu bilerek yaşlanmak. İnanın bu ömre bedel.

Ve düşünüyorum da, ben neredeydim, şimdi neredeyim. Öyle bir hayatım oldu ki, çevremi görmediğim oldu. Yaşamadığım günler oldu.

Şimdi öyle memnunum ki hayatımdan, bir gülümseme, bir söz bile bana hayat katıyor.

Düşünceler değişince hayat değişiyor aklınızda bulunsun.

Heba etmeyin, güzel düşüncelerinizi.

Yazılarımda hatalarım olduysa affola, 2, 3 saatimi verdim buraya. Gecenin ikisinde uyumak yerine yazdım.

Neden yaşlandığımda, okuyayım diye 🙂
Daha uzun ve detaylı anlatım isterdim, belki başka sefere.. Sizleri seviyorum.



Reklamlar

4 Yorumlar »

  1. Bu genç yaşında güzel duygularınla yaşlılığın en güzel hallerini hayal etmişsin 🙂 Hep derler her yaşın ayrı bir güzelliği vardır diye (züğürt tesellisi) ama hep genç kalabilmek için çabalar insan. Yaş ilerledikçe yavaşlar insan, gücünü kaybeder, sağlığını kaybeder ve hayatından memnunmuş gibi rol yapar ama hep gençliğini özler. Ama yaşlanmak kaçınılmaz gerçekse dediğin gibi nasıl yaşlandığımız değil nasıl yaşadığımız önemlidir. Motorsiklet tutkunu olduğumu biliyorsun, biz motorcular bir yerden bir yere giderken oraya varmak değil varacağın yere giderken motorunla nasıl keyif aldığındır. Hayatda böyle olmalı nasıl yaşlandığın değil nasıl yaşadığın önemlidir.

    Beğen

    • 🙂 Evet haklısınız, hayat motorun üstündeki andır. Danstır birazda. Tüm duyguları deneyimlemektir. Mevsimlere benzer hayat. Yinede şükretmeliyiz bu gün için. 🙂 Yaşlılığa gelince, korkmamalı insan yarından. Dünler bugüne çıkardıysa bizleri, yarınlar da güzeldir muhakkak. Ufak anlarla mutlu olmak gerek.. 🙂 Sonsuza kadar bu insan bedeninde kalmayacağız, Ölüm nereye çıkarır bilemem, herkesin inancı farklıdır lakin ben kıştan sonra yazı çok gördüm 🙂 Hayata olan inancım, kendime olandan daha fazla.. 🙂 Zaman zaman bende oturup karamsarlığa bağlıyorum. Çünkü bende bir insanım, eksiğim çok. Burada böyle konular, okuyan olması, yorumlar beni çok mutlu ediyor 🙂 Hele yurtdışından da okuyan olunca.. Az henüz ama, olacak ya. Kitapta çıkacak. Burası da büyüyecek.

      Liked by 2 people

  2. Yazılar git gide daha güzel olmaya başladı. Dilbilgisi hataları da azaldı. Anlaşılır olmak yükseldi. Almanların bir atasözü var. “Tekrar mükemmelleştirir” olarak çevrilebilir. Konuya ilişkin düşüncelerinin hepsine katılıyorum. Ama insan yaşamak ister. Tansiyon yükselmeye başlayınca, kalp atışları sekteye uğrayınca, gözler nurunu yitirince, kulaklar sağırlaşınca, falan ve filan olunca insan vakit yaklaşıyor diye düşünmeye başlar. Bir telaş kaplar düşüncelerini. Gerisini biliyorsun. Hatta öncesini de. Zor.

    Maltalı bir kadından “Long enough to cover the subject, short enough to keep interesting” sözünü duymuştum. “Konuyu kapsayacak kadar uzun, ilgi çekecek kadar kısa” anlamına geliyor. Bu sözü giysileri için kullanmıştı. Sonra başka konulara da uyumlu olduğunu anladım. Mesela, yazarken bile uygulanabilir. Ama en uyumlu olduğu konu ömür süresi olsa gerek. Ömür, ilgi çekecek kadar kısadır. Ve yaşamın ne olduğunu anlayabilecek kadar uzundur. Sonsuza kadar yaşamak çok sorun yaratırdı.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: