İçeriğe geç
Reklamlar

Boyun Eğme, Saygı Göster

Nova Norda- Varım


İster büyüğün olsun, ister küçüğün. Her insan yaşı ne olursa olsun, hangi konumda olursa olsun saygı görülmeyi hak ediyor.

Eleştirmek, ayrı bir durumdur. Şahsen, yazarları eleştirmeyi severim.

Ama küçümsemek, işini küçümsemek. Saygı değildir.

Hakaretler savurmak, arkasından konuşmak bir beceri değildir. Aksine beceriksizliğin tam kendisidir.

Bu iki taraf içinde geçerlidir.

Örneğin, sizin şefiniz veya müdürünüz, siz alt çalışan olduğunuz için, her dediğini yapmak zorundasınız. Ama şu var ki her dediğini yapmak zorunda değilsiniz.

Sorgulamaya hakkınız var.

Örneğin, şefiniz size yaptığınız iş konusunda uyarılar verebilir. Bir işi yapmanız konusunda rica da edebilir.

Ama laf taşımanızı isterse eğer, bunu yapmayın işte. Veya iş konusu dışında olan konular, buna benzer. Çıkarcı, sadece onun işine yarayacak.

Benim düşüncem, büyüğünüze, üstünüze saygı gösterin.
1. Sizden yaşça büyük olduğu için.
2. İnsan olduğu için.
3. Onun yerinde çalıştığınız için.

Şu da bir şey var, elini öpün, diz çökün. Geldiğinde düğmelerinizi ilikleyin demedim. Bu kadarı abartı. Aranızdaki fark, bir şans uzaklıkta.

Size hayatınızı, o kişi vermedi. Muhtaç değilsiniz. Dilerseniz farklı bir yerde işte bulabilirsiniz. Ama saygıyı göstermek zorundasınız da..

İsterseniz, farklı düşüncelerde olun, istifa etme gereği duysanız bile, bizzat görüşerek tokalaşarak ayrılmalısınız.

Gün gelir, karşınıza çıkar o kişiler.

Siz sadece, size kötülük yaptıklarını düşünürsünüz, peki ya sizin diğer insanlara olan kötülüğünüz ? Kimse ben şunu yaptım demez. Sadece haklı olmanın diğer yollarını bulur..



Biliyor musunuz ?
Babam bana bir söz söyledi.
Boyun eğ dedi.
İşe girerken tabiki 🙂
Suskunumdur bilenler bilir.
Bu güne kadar da konuştuğum olmadı, sineye çektiğim oldu.
Tabi haksızlıkta çok görmedim. Ufak şeyler geçicidir. Gelip geçici bir iş için, ortalığı ayağa kaldırmayı sevmem. 🙂

Tabi, sınırı da vardır her şeyin. Ben babama karşılık hep, boyun eğmem, saygımı da eksik etmem dedim.

Karşıma, başbakan gelse, dünyanın en iyi liderleri gelse.
Aynı konu geçerlidir.

Hayranlık ise çok başkadır. Benim karşıma, mezarından çıkıp gelen Mevlana olsa, Didem Madak olsa. Albert Einstein, diğer bilim adamları. Büyük işler başaran kişiler. Atatürk, Dostoyevski olsa, inanın saygım daha çok olur. Oturup saatlerce konuşmak isterdim. Sorular sormak, hayatlarını kendi ağızlarından dinlemek..

Ve şunu da unutmayın, böyle insanlar aramızda da olabilir. Tanıyor da olabiliriz. Yargılıyor da olabiliriz. Tıpkı onların da zamanında eleştirildiği gibi..


Neysekim, konumuzdan E5’e çıktığımıza göre burada sonlandırabilirim. 🙂




Reklamlar

3 Yorumlar »

  1. Saygılı olmak güzeldir ama herkese değil, saygı alınmaz kazanılır. Karakteri sıfır olan birine sadece yaşı benden büyük dıye de saygı göstermek zorunda değilim. İnsanları birbirine saygı göstermeye zorlamaktan çok saygıyı kazanmaları için zorlamak gerekir. Saygılı olmak gerçekçi olmayabilir, bu bazen korkudan da olabilir ama saygıyı kazanmak için gerçekçi olmak gerekir. Dürüst olmak, karakterli olmak, insan olmak vs. gerek. Keşke herkes saygıyı haketse.

    Liked by 1 kişi

    • 🙂 Haha doğrusunuz, yanlış diyemem. Tartışma konusu olur. Benim görüşüm bence olan. Yapmaya çalıştığım sonuçta. Yinede şunu öğrendim sizin karakterinizde boyun eğmiyor 🙂 Böyle güzel bence. Birde, kim bu sizin saygınızı kaybeden insan. Melek gibi adamdan bunu duydum ya şaşırdım. Demek sizi de zorlamışlar zamanında. 🙂 Saygı derken, sizi alıp götürmüşüm saygısızlığa. 🙂 Sınır vardır her şeyde işte. Çizgiyi geçmemek lazım. Üslup çok önemli bu iletişim konusunda. Onlar üslubu bilmiyorlarsa, çizgiyi aşıyorlarsa yapacak konu yoktur. Dur demek gerekir 🙂 Yorumunuzu çok beğendim. Bir daha okudum da.. Çok içten yazmışsınız 😀 Çokta doğru.

      Liked by 1 kişi

  2. Müzik çok güzeldi. Sözleri ayrı güzeldi. Saygıya dönecek olursak Hakan Açıkgöz’ün yorumuna katılıyorum. Bazı yazılarımın bir kaç bölümünü yorum olarak gönderdim. Bu gidişle bana bir şey kalmayacak. Kendimce en çok beğendiğim yazım ise yaş konusuyla ilişkiliydi. İnsanları, çocuklar ve aileleri olarak iki kümeye ayırıyorum. Bir toplumun ilerleyebilmesi için gerekli şey “ÇOK BASİT” bir matematik hesabı ile bulunabilir. Bir sonraki nesil, bir önceki nesili geçmelidir. Yani çocuklar, ailelerini geçmelidir. Yoksa toplum duraksayacaktır. Olduğu yerde sayacaktır. Diğer toplumlar ilerleyince geri kalacaktır. O halde, her aile kendisinden daha yetenekli (veya bilgili, falan ve filan) çocuk yetiştirmelidir. Yani bir süre sonra yetişkinler çocukların bilgisine saygı duymalıdır. Elbette aileye ve topluma hükmeden çocuk olmalıdır sonucuna varmıyoruz. Bu iş karşılıklı olmalıdır. Öğreşmek gibi.

    Konuyu belki biraz çarpıttım ama saygı konusunda şikayet eden bir çok tanıdığım oldu. Mesela, gelenekleri ve görenekleri devam ettirmek istemeyenler gibi. Ama aileleri yoğun baskı yaptılar. “BUNLAR, BİZİM GELENEKLERİMİZ!!! NASIL BUNLARA UYMAZSIN!!!” diyenler oldu. Matematik bilgisini hayatla sindirememekten kaynaklanıyor. Neyse, düşlerimden biri çeşitli konuları çocuklarımdan öğrenmek 🙂

    Umarım konuyu fazla çarpıtmadım. (Kendi kendime konuşuyordum) Laf lafı açarken buralara kadar geldi 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: