İçeriğe geç
Reklamlar

İnsan Ne İster ?

Bir okurum bana bunu yazmamı söyledi. Aslında bir soru, bir cümle, üç kelime ama anlamları derin. Anlamı büyük. Ve bana kalırsa en güzel konu. Çünkü bende zaman zaman kendime hep sorarım, hatta anneme, çevremdekilere de sorarım.

Bir insan. Doğuyor çocuk oluyor. Büyümek istiyor. Sanki büyüdüğünde her şeyi yapabilecekmiş gibi. Bir an önce büyüyüp isteklerini yapmak istiyor. Sonra çocuk büyüyor. Aşık oluyor. Hayatın ilk darbelerini yiyor. Daha sonra yetişkin oluyor. Ve anlıyor ki istediklerini değil, hayallerini değil. Sadece insanların isteklerini yapmaya başlıyor. Çevrenin ondan beklentilerine yetişmeye çalışıyor. Hayatın isteklerini. Hayatın ”dur ben senin için bir yaşam hazırladım” deyişini duyuyor.

Çevreme bakıyorum. Anneannelerimiz, dedelerimizden bakmaya başlıyorum. Neyi görürsünüz bilmiyorum ama. Bu hayatta herkesin gülümsemeye çalıştığı. Küçük şeylerle avunduğu oluyor. Eksik oluyor illa bir konu.

Dedelerimiz, büyüklerimiz. Ve diğer tüm insanlar zor yollardan geçti. İstedikleri hayat olmadı. Kırıldılar. Parasız kaldılar. Belkide evliliklerinde mutlu olamadılar. Belki aldatılmasına rağmen boşanamayan insanlar oldu. Sırf çocukları var üzülmesin diye. Belki sırf sevdikleri için hayallerinden vazgeçenler oldu. Ekmek almaya parası yokken gururdan söyleyemeyenler, yardım isteyemeyenler oldu. Belki aşık oldukları kişiyle evlenemedi hiç kimse. İstediği meslekte, konumda olamadılar. Çok sevdikleri vurdu belki. Dost, düşmana dönüştü. Belki güvenecek kimse kalmadı hayatta. Belki sağlık problemleri oldu, savaştılar. Çoğumuz annesi babası yoktu, ayrıydı veya olsa bile annelik babalık yapmadı.

Ama insan her şeye rağmen mutlu olmayı öğrendi. Hayata gülümsemeyi.

Soru bu değil şimdi. Soru insan hayattan ne ister ?
İnsan ne zaman kendi için yaşar ?
Yetmez mi başkaları için yaşadıkları..

Ha bu sadece para pul meselesi değil.

Hayal işi bu. İnsan çocukken bıraktı hayal kurmayı. Oysa Allah size olmayacak bir duayı ettirmezmiş. Olmayacak bir şeyin hayalini kurdurmazmış. Ha uçuk hayalleriniz olmasın. Her şeyi isteyip sonra olmadı diye çocuk gibi mızlanmayın. Yapın hedefleyin. Çalışın çabalayın.

Yaşlı bir insan. 70 lerinde, 80 lerinde. Ne isteyebilir hayattan. Her tecrübeyi yaşamış bir insan. Üzülmüş, mutlu olmuş zamanında. Ne ister son bir kez. Onu ne mutlu eder ?

Ya çok istediği bir hayaldir bu. Ya sevdikleridir.

Hayal derken manevi hayaller çok güzeldir bilir misiniz ? Araba almak ev almak değil. O evi arabayı mezarınıza götüremezsiniz. Ama yaşamı kolaylaştırır.

Sadece böyle insanın içiyle ilgili olan hayalleri. Örneğin çok istediği bir şehre gitmesi. Aşık olduğu konular. Çok sevdiği bir yazarla tanışması. Hatta en güzelini söyleyeyim size. Uzun süredir göremediği dostuyla buluşması. Düşünsenize 70 yaşındasınız. Artık bir hedefiniz kalmamış. Kahveden eve, evden kahveye gidiyorsunuz. İnsanı gençleştiren anlardır. Gülmektir. Şakalardır. Birde en son 20 yaşında gördüğünüz dostunuz. O çok sevdiğiniz anılarınızın olduğu. Mektupları, fotoğrafları atmaya kıyamadığınız dostunuzu. Küstüğünüz herkesi. Son defa görmek istemezmiydiniz. Ben şahsen ne kadar affetmem dediğim insan varsa onlara koştum. Kalp bu. İnsanın kalbine herkes giremiyor. Ve insan hayatındakileri tek kalemle silemiyor. Bir hatıra. Bir fedakarlık yastık altında yıllarca yaşlanıyor..

Biliyor musunuz ben hayatımı seviyorum. Ve ne olursa olsun. İster acı çekeyim ister üzüleyim. Mutlaka nedeni vardır. Mutlaka mutluluk vardır ardında. Ben mutlu olmayı öğrendim ya, gerisi gerçekten hallolur.

Ve bana soracak olursanız. Hedeflerim gün ve gün yenilenecek. Hayattan ne isteyceğim. Şu doğumla ölüm arasında ne isteyebilir ki bir insan ?

Vardır hepimizin ufak istekleri. Kendini geliştirmek, işinde ilerlemek. Olmak olmak, oldurmak.

Ve insan aslında çok büyük konularla mutlu olmaz. Ne isteyebilirim şu hayattan. İnsan yaş aldıkça, kalpsizleşiyor. Beraber büyüdüğü ailesi, ona bakan annesi babasına, küçükken söylediği o sözler. ”Büyüyünce ben başkaları gibi olmayacağım, aileme bakacağım” demeleri. Toz kondurmak istemediği ailesi. İnsan büyüdüğünde, bu sözleri unutuyor. Yada unutmak istiyor. Sanki herkes ondan menfaat uğruna yararlanmak istermiş gibi, güvenmiyor. Kardeşler birbirlerine düşman oluyor.

Yani demek istediğim böyle olması gerekmez. Benden tavsiye. Bir kereliğine mahsus güvenin. Bir insan size bir kere yara açtıysa. Bir daha güvenmeniz olanaksız olsun. Pişman gitmeyin bu hayattan..

Konudan konuya geçtiğimize göre yazımızın sonuna gelmişizdir.

Hem dağlar kadar büyük istekleriniz olsun, hem sevdiğiniz kişiden gelen telefon araması kadar küçük bir isteğiniz. 🙂

Okuyan herkesi, sizleri seviyorum. Ben görüyorum buradan kaç kişi okuduğunu 🙂 Keşke kimlerin okuduğunu da görebilsem..

Reklamlar

7 Yorumlar »

  1. Aslında çok güzel bir şekilde kendini anlatmışsin. Affedici, iyi niyetli, kin gütmeyen, çalışkan ve hedefleri olan 🙂 Ama herkes senin gibi olamıyor çok sevdiğim insanlar vardı hataları büyük oldu ve hayatımdan tamamen çıkardım geri dönüşü olma şansları bile yok! Ya sen gerçekten çok ama çok iyi kalplisin ya da büyük darbeyi yememişsin, inşallah da başina gelmez. Gelelim hayallere; olmayınca olmuyor bazen hatta belkide yüz hayal kursan biri oluyor önemli olan olmadı diye kendini kahretmemek. Aslinda hayat mücadele ile başlıyor ve hep mücadele ile geçiyor, bu mücadelede kazanmak da var kaybetmekde. Acılar var dertler var insanı üzen, peki insan neden dertlerine bu kadar çok üzülür? Çünkü insanlar bu dertleri hiç bitmeyecek hep kalacağını zanneder oysaki dertler gelip geçicidir gelirler bir süre kalır ve gider, bu bilinç de olsa insan bu kadar üzülmeyecek. Neyse hayat yüz yıl da olsa kısa geliyor insana, bu kısa ömrümüz de ne kadar çok mutlu olursak ve ne kadar az kalp kırarsak (keşke hiç kırmasak) o kadar güzel olur. Senin kalp kırabileceğini sanmıyorum inşallah kalbini kıran insanlarla karşılanmasın.

    Beğen

  2. Okadar iyi birisi de değilim. Benim de hatalarım olmuştur kırdığım kişiler olmuştur. İnsan nefsi. Bazen farkında bile olmuyorsun. Affetmeye gelince evet fazla darbe yemedim. Ama benimde çok sevdiklerim gitti. Şöyle bir şey. Affetmek yük azaltır. Tabi o kişiye tekrar güvenmek uzun mesele. Ben benim hayatımdan çıkan kişileri tekrar hayatıma sokmam. Ama selamlaşırım.. Çok okudum bunun üzerine kitap. Psikoloji, Kişisel gelişim. Onlar değiştirdi beni. Zaten kendimdim de. Onlar farklı bir bakış oldu bana. Neyin neden olduğunu kavradım. Affetmeyi kitaplara borçluyum sanırım 🙂 Sizde çok iyi kalpli birisiniz. Hayatı sorgulayan, merak eden, değiştirmeye çalışanlardansınız. Yoksa burda işiniz ne olurdu. Zahmet etmezdi kimse okumaya. Burda okuyucularım birazda ben gibi olanlar. Benim gini düşünen insanlar. 😊 Umarım daha güzel konular yazarım. Umarım yetebilirim. Kendimi bu alanda genişletebilirim.. İyiki varsınız o halde..

    Beğen

  3. Hayat dedikleri şey bir oyun ise kurallarını kim yazıyor diye sorguluyorum bazen.Kurallarını koymadığımız bir oyunu oynamak ne kadar eğlenceli olabilir. Bir süre sonra sıkılmaya başlarız oyundan , kuralları bizi sıkmaya başlar.Yorulduğunuzu hissetmeye başlarsınız, sevdikleriniz , yitirdikleriniz aklınıza gelir ilk önce sonra göz pınarlarınızdan birkaç damla yaş süzülür yüreğinizin tam ortasına. Geçmişi unutmak kolay derler fakat bazı şeyler vardır ki unutmak ne mümkün. Geçmiş içinize işlemişse her gözünüzü kapattığınızda o ana dönersiniz.İnsan yazdıklarında kendisini saklar , sen tamamiyle anlatmışsın ��������Hayatın sana attığı sert yumruklara karşı dimdik durmak değilde her defasında o yumruğu göğüsleyip daha sert yumruk atmaya çalışıyor gibisin. Eh bu insanı yorabilir. Sanırım yorulduğun anlardada birşeyler yazıyorsun ve güzelde olmuş tebrikler ��������

    Beğen

  4. Teşekkür ederim yorumun için, aslında ben hayata yumruk atmıyorum. Ona ne kadar karşı çıkarsan okadar uğraşır seninle. Ben tam tersini yapıyorum. Barış ilan ettim. Hatta ben hayata çok güvenirim. Kendimden daha çok. Eskiden böyle değildim tabi, sürekli isyan ediyordum. Okuduğum kitapların etkisiyle hayat birazda bizim elimizde, tamam bizim seçimimiz değil ama. Ölünü oturup beklemek mi ? Yoksa hayallerini gerçekleştirmek mi ? Hem mutsuzluğu, acıyı tatmasaydık mutlu olmanın değerini asla anlayamazdık. Olaya hep olumlu yönünden bakmak gerek. İnsan nankördür. Cennette doğsaydı bundan da şikayetçi olurdu. 😊

    Beğen

  5. Hayatında olduğum dönemlerde bana hiç sormadın ama ben yine de kendi fikirlerimi sunayım. İnsan özgür olmak ister. Duygularının prangalarından, çevre baskısından, hor gözlerden, zaman zaman hoş sözlerden, çevre baskısından, beklentilerden, genel yaşam biçiminden izole yaşamak ister. Fakat hiçbir zaman istediklerini elde edemez. Her daim bu arzuyla yanıp tutuşur, hayat amaçları ve hayalleri aslında özgürlük arzusunun bir yansımasıdır. Fakat asla özgür olamaz. Kimi zaman herkesten, her şeyden uzaklaşma ihtiyacı hissetmesinin sebebi de budur. Bu dünyadan soyutlanmak ister.Aynı zamanda insan bencildir. Karşısındakine ''Seni Anlıyorum.'' dediği an bile, aynı durumda kendi hissettiklerini anımsar ve sizin hislerinizin de bu şekilde olduğunu düşünür. Aslında anlamaz. Aslında duygulara isim koymamızın sebebi de budur. 'Üzgün' gözüktüğünde herkesin aklında canlanan farklıdır. Birini mutlu ederken bile aslında kendini düşünür. Kimi renk körlerinin kırmızı, mavi rengi grinin tonları olarak gördüğü halde, ton farklılıklarına göre ayırt edebilmesi gibi bir şey aslında. Herkes kırmızıyı farklı görür fakat herkes kendi gördüğü kırmızının ismi konusunda hemfikirdir. Farklı tonları, hatta farklı renkleri yaşarız fakat bunu toplumsal ismi ile yargılarız. Bir renk körü için gridir fakat dışarıdan bakan için kırmızı. Renk körü de kırmızı olduğuna ikna olur. Kimse kimseyi anlayamaz, fakat herkes ortak bir paydayı amaçlar. Aslında okuduğumuz her kitapta, tanıştığımız her insanda kendimizden bir parça ararız. Bu kadar bencil yaratıklarız.Siyasetten, toplum baskısından, dinden, ilişkilerden bahsederiz, fakat tüm sorunlarımızın özgürlük eksikliği olmasından bahsetmeyiz. Sorunun kaynağını farkedenlere de deli muamelesi gösterir, toplum dışına iteriz. Çünkü kimse kendi kurduğu ütopyasından çekip çıkarılmak istemez. Herkes gördüğü tabloyu arzular, kimse bir adım geriye çıkıp tabloyu incelemez. Kimi zaman bencilliğimiz yüzünden birinin hayatını zindan ederiz, kimi zaman bencilliğimiz yüzünden kendimize zarar veririz. Doğamız ve arzumuz paraleldir fakat aradaki bağlantıyı farkedemeyiz. Komik olan ise aslında, özgürlüğümüze engel olan şey bencilliğimizdir.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: