İçeriğe geç
Reklamlar

Bir Mucize Olsun

İnanır mısınız mucizelere ?

Ben inanırım. İnanmalı insan. Yarına ve yıldızlara.
Her ne kadar karanlık olursa olsun zaman.
Bir yerlerde muhakkak el uzatan,
Vardır kalbini açan..

Bir yerde muhakkak hayatınızın güzel anları vardır.

Gel gelelim hayatın sıkıcılığına.
Hep aynı şeyler değil mi ?
İş ev iş ev.
Okul sınav sınav..

Kayboluyoruz bazen zamanda.
Belki zevk vermiyor. Belki de yerimizi yadırgıyoruz. Bulunduğumuz yerden hoşnut olmuyoruz.
Yada aklınızdaki o güzel insan size bir yanıt vermiyordur.
Yahut sizi anlayan olmuyordur. Kötü hissettiğinizi anlayıp bir şey yapmadan duran.
Çok fazla düşünür insan.
Filmler ve kitaplar neden o kadar güzel gelir insana bilir misiniz ?
Çünkü hiç bir filmde düşüncelere yer verilmez. Sadece olaylar vardır.
Ki biz şu yaşadığımız hayattan çok düşüncelerinde yaşayan insanlarız. 
Bazen farkında olmayız. Bazen tadına varmayız.

Bizde böyleyiz. Günde sayısız düşüncelerle yürürüz. Meyve keserken bile. Yolda yürürken neden etrafı incelemez ki insan. Bunun yerine aklındakilerle uğraşır. Geceler mesela, neden huzursuz eder insanı. Bu böyledir. Bunun adına size bir kitap önerebilirim. Gerçekten merak ederseniz okuyabilirsiniz. -Michael A. Sınger- Özgür Ruh- Kitabın ismi. Kitap psikoloji kitabı. Sizden bir şeyler alabilir de koyabilir de. Bakarsınız kitabı okurken kafayı yemişsiniz. Gerçi bu hayatta yemediyseniz bir daha kimse delirtmez sizi 🙂

Devam edelim o zaman. Kitaba göre zihninizde 2 kişi var. Biri sürekli her konuyu eleştiriyor, küçümsüyor. Sırf sizi korumak adına yapıyor bunu. Bir arkadaşınız olduğunu düşünün. Her konuda sizi uyarıyor. O öyle, bu böyle. Sakın ona güzel yaklaşma, o sana neler yaptı hatırla. Gibisinden. Aklınızı çeliyor. Sizde o kişinin susmasını çok istiyorsunuz. Ama daha çok konuşuyor. Asla da gitmiyor. Sizinle yaşamaya devam ediyor. Mecbur katlanacaksınız. Ama bu sefer onun söylediklerini fazla ciddiye almayarak. O sizi yönetemez. Siz kendinizi daha iyi bilirsiniz.

Sonra gel gelelim iç dünyamıza. Yinee kitaba göre 2 dünya varmış. Birincisi dışarıdaki, insanların bulunduğu. Olayların yaşandığı. Gerçek dünya. Ama hızlı geçen yarının düne, dünün geleceğe taşınamadığı zaman. İkinci dünyamız ise biziz. İçimizde olan. Neresi tam bilmem ama. Kötü bir yer sanırım. Bazen geceleri uyutmuyor öyle değil mi ?

İkinci dünya; içeriden dışarıya baktığımız dünyadır. Tıpkı gözlerimiz gibi. Hani gözler kalbin aynasıydı ya. Benim aynam da burasıydı hani ?

Şaka maka, öyle yada böyle olayları içeriden o kadar çok büyütüyoruz ki. Herkes kendisine göre şekillendiriyor dünyasını farkında değil. Mesela siz mutlu olmazsanız eğer kim girerse girsin hayatınıza dünyayı sersin önünüze yine de mutlu olamazsınız. Bazı konular, hatta çoğu konular başkalarının elinde değil sizin elinizde. İnatçıyız evet.

Gelelim şimdi eksikliğimize. Kitapta soruyor ki Sen Kimsin ?
Hayat bunun üzerine kurulduğuna inanıyorum arkadaşlar. Öyle bir yol ki bu sizi kendinize çıkarıyor.

Bu soruyu kendine sorarak hiç bir şey bulamıyorsun.

– Sen kimsin ? diyor
– Ben Buse diyorsun.
-Hayır o insanların sana taktığı bir ad. Asıl sen kimsin diyor tekrar.
-Kendini tanıtıyorsun aileni, okuduğun okulu.
-Bunlar da değil diyor. tekrar soruyor.
-Ben bilmem ne kişisinin eşiyim diyorsun.
-O kişiyle evlenmeden önce yok muydun ? diyor.
-Ben bir yazarım diyorsun.
-Bu seni sen yapan bir konu değil, yazar olmadan önce de bir hayatın vardı diyor.

6 yaşındaki kişide sendin. Yeni doğmuş olan da sendin. 20 yaşındaki de sensin. Birisiyle evlenip boşansan bile sen aynı sensin. Adını değiştirsen, mesleğini değiştirsen bile sen yine aynı kişisin. Yaşayıp deneyimleyen kişisin..

Yani kitaba göre böyle.

Gel gelelim şimdi insanlara. Madem sıkılıyorsunuz. Her gün aynı monotonlukta geçiyor. O zaman bir şeyler yapın. O çok istediğiniz hayat arkadaşı varya 🙂 O size hiçbir şey yapamaz. Eksik parçanızın o olduğunu düşünüyorsunuz ya. Tamam göğün 7 kat yukarısına çıkmak istiyorsan aşktan güzel merdiven yok demiş Yunus Emre.

Ama eksik bir yapboz bir konuyla kapanmaz. Biri konsa başka bir parçası kaybolur. Buna hayat diyoruz. Elinizde olan parçalara güzel bakın, güzel sarılın. Elinizde her ne varsa.

Bir gün yolunuzu değiştirmenizi tavsiye ediyorum. Farklı bir yoldan gidin evinize. Bir gün yürüyüş yapın sokaklarda kaybolun. İyi gelecektir. Günlerdir düşünüp yapmadığınız ne varsa bugün başlayın. Ufacık bir adım atın, gelecektir devamı.

Bir arkadaşınızı arayın, uzun zamandır görüşmediğiniz. Hal hatır sorun mümkünse buluşun. Bugün dünden farklı bir şey yapmazsanız eğer, bugün de dün gibi olacaktır. Yazın bu sözü kenara. Benim hayat felsefem. Bazen yapamıyorum orası ayrı.

Bu aşk denilen konu da, bu tarz şeyleri yaparken güç almaktır. Cesarettir aşk. Dünyanın hakkından gelebileceğinizi sanırsınız. Yarı delilik yarı sarhoşluk halidir aşkın.


Bir mucize olsun istiyorsanız eğer. O çoktan oldu bile. Anneniz doğurdu mucizeyi. En büyük mucize sizsiniz. Her ne kadar yerinizde sayıklayıp başkalarının sizi kurtarmasını bekleseniz de.. Mucizenin dışarıdan geldiğine inansanız bile. Hayatınızı değiştirecek güç içinizdedir. 🙂 İnanın bana insanın önüne çıkan tek duvar kendi düşünceleridir.

Bu akşam da bu kadar yeterli Yorumlarınızı bekliyorum sanırım 🙂

DEĞERLİSİNİZ..

Reklamlar

2 Yorumlar »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: