İçeriğe geç
Reklamlar

Birden fazla konu başlığı olabilecek bir yazı

Şu an büyük bir olay yaşamadıysanız, içinizdeki huzurun veya huzursuzluğun bir sebebi yoksa eğer.
Ve bu günlerce haftalarca devam ediyorsa bir sorun vardır öyle değil mi ?

Tıpkı benim gibi, mutlu da değilim mutsuz da. Bazı günler kendimi mutlu edebiliyorum, bazı günler eve geldiğimde, odalar sıkıştırıyor beni. Huzursuzluk deniliyor bunun adına. Bir kahveye bir şiire bile parlayan gözlerle bakamıyorsun, boş gözlerle bakabiliyorsun. Bunun adı yaşadığını hissedememe.

Çağımızın hastalığı. Herkes belki geçmişinde kaybettiği, yitirdiği konulara bağlar bu mutsuzluğu. Bana kalırsa uzaktan yakından alakası yoktur. Sen istersen mutlu da olursun, nasıl aradığını, neyi aradığını bilirsen.

Mutluluk bir başarı, veya değer verdiğin her hangi bir şeyden dolayı olabilir. Ama huzur farklıdır. Huzur içtedir. Huzurlu hissedersen mutlu olursun..

Peki bu nasıl mu olacak. İnanın ki bende bilmiyorum. Bunları size değil çoğunlukla kendime yazıyorum..

Bazı kez kendimi teselli ettiğimi bilir misiniz ?
Mutlu gibi görünmek en büyük sahtekarlık. Hangi birimiz yapmıyoruz ki..

Gelelim umutlarınıza. Umutlu olmayan mutlu olamazmış. Türkçe işte, kelime içinden kelime çıkıyor.
Seviyorum sözleri, kelimeleri, dans edip duruyorlar işte avuç içlerimde. tıpkı bu müzisyenin şarkısı, çaldığı gibi. Farkında mısınız ruh var şarkıda. Çağrışım var duygu var. Acı var, tesselli var. Buna sanat deniliyor.

En son umut diyordum bakın yine konu saptı, ama kabullendim artık. Her neyse..
Bir düşünmenizi istiyorum. Şuan ki halinizden şikayetçi misiniz ? Şikayetçiyseniz nedir bunlar ? Ne olmasını isterdiniz ? Şahsen ben şehir şehir gezmek isterdim. Peki ben şehir şehir gezince mutlu mu olacağım, sanmıyorum. O şehirlere mutlu gitmezsem eğer o duyguyu alamam. Anda kalamam. Yaşadığımı hissedemem. Hayaller evet olmalı, olması şart. Ama bu bahsettiğim şey şuan düzelmesi gereken şeydir.

Şimdi düşünün. Eliniz de avcunuzda ne var, Şu ana şükretmeyen bu hayallerini yaşadığında da şükretmez 🙂

Demek istediğim o ki az olsun öz olsun..

Çok mu zengin olmanız gerekiyor mutlu olmak için, kesinlikle hayır.
Peki çok fazla çevre mi ? bence sizi anlayacak birinin olması on bin kişiye bedel.
Farklılığı arıyorsunuz hayatınızda, farklı bir hayat istiyorsunuz.
Önce kendi huzurunuzu bulun, önce gökyüzüne iyi ki deyin, iyi ki yaşıyorum. Bunun farkında olmazsanız ölmek için dua edersiniz. Ne çıkacağı belli mi ? Hayat bir dans pisti demiş ünlü yazarlar. Dans etmeyi öğrenmen lazım. Ona küsmen değil elini tutman lazım. Bilemezsiniz ama gökyüzünün de kalbi var. Siz ona bakıp gülümsemeyince oda kendini yalnız hissediyor. Şimdi bırak saçmalamayı demeyin gelin bilimde de tartışırım. Tamam bir Aynştayn değilim ama düşüncelerim var benimde.

Sizden bir ricam olacak. Normal yaşamı bir kenara bırakalım şimdi. Hayat olmasaydı eğer. Ama siz olsaydınız. Kimsiniz siz ? Bunu sordunuz mu..

Ben yazarım, ben doktorum, ben müdürüm, ben avukatımdan ziyade..

Yaptığınız iş değil. Hissettiğiniz nedir ?

Bir sınıflandırma olsa eğer. Boyun eğen, yalvaran, başaran, vazgeçen, adım atan, yerinde sayıklayan.

Hayat tuhaf..

Yüzyıllardır var olan yaşam; insanların hissettikleri, nesillerdir süren aynı döngü.
Ne taşan denizler.. ne yer gök dindirebilir bunca insanın öfkesini.
Ne bir gül versen eline affeder, ne barışık olur kendiyle, seninle.
Aradığımız ne ki olmamız gereken, yaşam nerede ?

Bu dillere destan olan hayat, hikayelerde olan biten gibi değil,
Filmlerde, dizilerdeki gibi süslü değil miş.
Şaşırmadım.
Gece de bir gün karanlığından bürünecek.
Yıldızlar kavuşamadığın değil. Yaptığın her iyilik olarak anılacak. Mutlu ettiğin her yüz adına sen olacaksın.
Şimdi bırak onu bunu da, neden roman okurken o hayata özeniyoruz da şuan içinde olduğumuz hayatı yadırgıyoruz. Ne eksiği var hayatımızın o çok sevdiğimiz kitaplardan, filmlerden.

O yüzdeki gülümseme nereye kaçtığını söylese bir. Sonsuz sürmez miş işte. Ne mutluluk, ne mutsuzluk. Mutsuzsam eğer ki bunu bir şarap içerek kutlamayacağım. Mutsuzsam bunu geceye fısıldayacağım, oda başkasına bir başkası bir başkasına. At gözlüğümü çıkarır mısın hayat !! Görmek, hissetmek istiyorum..

Tek istediğim ne biliyor musunuz ? Yalnızlık değil. Çok fazla çevre de değil.
Yanında kendim olduğum biri. (buraya değineceğim) ve bir ateş. Bir kamp.
Gece yıldızlar, yüze vuran ılık rüzgar. Deniz sesi. Hafif üşüme. Ve anlatılan hikayeler. Gülünen anılar. İşte bakın bu huzurdur.

Belki de tek isteğimiz kendimiz olmak. Olabilmek, zordur ki bu, hayat bize şuna; şu şekilde davran dediği için yapmacayız. Ne farklımız kaldı robotlardan. Arkadaşlarımız; derdimizi anlattığımız, gülüp eğlendiğimiz kişiler değil, hayat kapıştırdığımız, en iyisi benim dediğimiz yere geldik. İnstagram desen, çok severim fotoğraf çekilmeyi. Orası da mutlu gibi gözükenlerin yeri oldu. İşte modacılar. Her insanın iyi yanlarını ortaya sergilediği yer, yapıyormuş, yaşıyormuş gibi gözükmek. vsvsvsvs.
Bir şarkı atıyorsun, ama niye atıyorsun. Neden o şarkıyı paylaşma gereği duyuyorsun. Kim dinliyor.
Zaten seni anlamak isteyen, baş ucunda biterdi. Hayatlarımızı kapıştırdığımız yer oldu instagram. Olması gereken değil bu.

Şuana kadar okuduysanız eğer ki. Düşüncelerim düşüncelerinize benzerdir. Buraya kadar okuyabildiyseniz.. Sizin de bilmediğiniz karmaşalar oluyor.

Bir kaç tane kişisel gelişim tarzında kitap okudum, kendini bulmanla alakalı. Nasıl bir kişi olmanla alakalı. Bundan 1 sene önce, ki şiir yazmaya 2 sene önce başlamıştım. Her neyse 1 sene önce çok ağır duygular yaşadım, Kendimi kaybettim denilebilir. İçimden bir ses sürekli kendini bul diyordu. Ya kendimi Ya Allah’ı. Sonra bu ses dindi. Tabi öyle alinin veliye seslenişi gibi değil bu. Bu bir his. Bu bir eksikliğin giderilme çabası. Sonra zamanlar geçti üzerinden. Ben neyim sorusuna. Yazarım diyorum. Yazdıkça kendim oluyorum, diyorum. Bir nevi doğru ama tam değil. Kesinlikle eksik olan başka şeylerde var. İnanç belki de. İnanç yaşamaya benzer. Dinle alakalı tutmayın. Hayata inanmayan, bir beklentisi olamaz. Umuda benzer birazda. Tam tersi Vazgeçiş. Yeterlidir. Deyip Pes etmek gibi.
Yazdıkça yazıyorum. 2 haftadır suskunluğumun sonucu..

Hiç ufak tefek hayalleriniz oldu mu ? Ama öyle sıradan değil ki bu. Para, kariyer, ün, başarıdan ziyade. Mutlu etmek gibi. Hiç mutlu etmek istediniz mi.. Huzur evine ziyarete gittiniz mi ? Çocuklara ama hiç hayatında oyuncak görmemiş çocuğa hediye aldınız mı ? Hiç yolları süpüren bir belediye çalışanına kolay gelsin dediniz mi ?

Bende yapmadım. Bazen mutluluk şu kadarcık şeyde saklı. Mutluluk mutlu etmekte, duyguda saklı.

İşte öyle. Yapabilene helal olsun. Ben bu 17 yaş üstümü pek beğenmedim. Umarım o sırtımızı dayayabileceğimiz, gerçekten anlayan, anlayış gösteren, yüzü gülen insanlar da bulur bizi..

Oyunlarda bilirsiniz bir karakter seçersiniz, oyuna başlamadan önce. Ama bu karakter nasıl giyinir ? Göz rengi nasıldır ? Tarzı nedir ? oldu hep. Görünen kısım. Hiç bir oyun bize karakterin asıl içte olduğunu anlatmadı. Kitap mı okur ? Gitar mı çalar ? Hobileri.. Yaşam tarzı. Hayat felsefesi. İnançları, hayata olan bakışı. İnsanlara davranışı, merhameti, öfkesi. Karakter öyle basit yaratamadığın tek şeydir işte. İçinde olanı uyandırırsın sadece.                                                                               Anlayabilene..

Sevgilerimle kalın. 



Reklamlar

9 Yorumlar »

  1. İnsan mutlu olmak ister mutluluk içinde huzur gerekir bazen bunu bir gökyüzüne bakarak yapar bazen denize bakarak çok nadir de olsa insan huzuru aradığı kişinin gözlerinde bulur..Hiç gerçekten güldün mü biriyle? Yada gerçekten güzel vakit geçirdin mi? Hiç onunla yağmurda ıslandın mı mesela? Bazen insana bunlar bile yetmiyor, karşımızdaki kişide ne aradığımızı bilmiyoruz belkide. Belkide onu başka birinin yerine koymaya çalışıyoruz..Aşk iki insanın birbirine ait olduğunu anladıkları duyguymuş ben hiç aşık olamadım sanırım teoriye göre, hep bir eksik vardı ya ben o hissi yaşıyordum o karşılıksızdır yada o yaşıyordu hissi ben karşılık veremiyordum. İnsan istiyorki biri olsun hayatında en yakın arkadaş da en iyi dostta,sırdaşta o olsun istiyor çok şey mi istiyoruz acaba…Bir ilişkide kesinlikle en başta saygı gelmeli güven gelmeli zaten bunlar olunca sonu kendiliğinden gelir en azından ben öyle düşünüyorum.Uzun zaman sonra biri gelir ve tek gülüşü farklı hissettirir ne hissettiğinden emin değilsindir sadece bakarsın gözlerine uzun uzun… Çünkü güzel bakar güzel güler sana en azından öyle oldugunu bilirsin. Malesef o bakışlar o gülüşler senin için değildir biz mutlu olmasını istememişmiydik varsın o gülüşler bize olmasın varsın biz olmayalım yeter ki o gülüşler daim olsun o mutlu olsun. Bazen sessizce gitmek gerekiyor işte sırf o mutlu olsun diye üzülmesin diye ,, vazgeçmek gerekiyor işte.Karşılık beklemeden iyilik yapın insanlara selam verin hiç tanımadığınız birine ufak hediyeler alın güzel sohbetler edin ayak üstü, sevin belki sevilmeye muhtaçlardır, ilgi gösterin düşünün onu karşılık beklemeden o bile karşınızdakini mutlu etmeye yeter yeterki kendinizi kaptırmayın.İnşallah karşınıza yüreği temiz, sizi incitmekten korkan sizi düşünen insanlar çıkar.. Asla unutmayın “Daha iyi, iyinin düşmanıdır” elinizdekine sahip çıkın azla mutlu olamayan çoğu bulamaz…

    Beğen

  2. Seni çok fazla tanıdığımı söyleyemem ama insanların yüzüne bakınca %90 kişiliğini karakterini çözerim. Buradan ilerlersek sendeki huzursuzlukların çoğu soylemen gereken şeyleri başkalarını kirmamak için söyleyemediğin ve hep içine atıyorsun bunlarda zamanla birikip uzun soluklu huzursuzluklar oluşturuyor sende. Sen çok iyi kalpli, insanları kirmayan, üzmektense üzülmeyin seçen birisin. Tamam güzel yazmışsın mutlu etmek insanı gerçekten çok mutlu ediyor ama yeri gelince kalp de kırmak gerekiyor yoksa sömürülen oluyorsun. İşte sen çoğu zaman soyleyemedigin şeyleri yazıya döküyorsun, bir nevi kendine terapi yapıyorsun.

    Beğen

  3. Müzik çok güzel. Kalın sözcüklerle yazdığın şiir de çok güzel. Ama yazı daha güzel 🙂 Bir kez daha içini görebildiğimi hissettim. “Yalnızlık Allah’a mahsustur” sözü Allah’a değil insanlara yöneliktir. İnsan, yalnız olmaya dayanamaz. Yeterince güçlü olanlar bir süre dayanabilir. Ama ardından içlerindeki bir kuvvet onları aşka ve meşke iter. Bence, yaşadığın olumsuz duyguların ve durumların açıklaması bu. Aslında bu durumu bazen kabul ediyorsun. Bazen ise kendine bile direniyorsun. Ayrıca, bilimsel açıdan baksan bile aynı sonuca varacaksın. Hormonların, duyguların, düşüncelerin ve falanların girdap gibi çok kuvvetli bir çekime doğru ilerliyor. Aşk sandığın tutkuların bile aynı sonuca hizmet ediyor. Mesela, okurken başka bir şeyi arayıp bulduğunu sanıyorsun ama aynı çağrıya kulak vermiş oluyorsun. Üzgünüm ama buna dayanamazsın. En sonunda duyguların mantığını tamamen ele geçirip aklını yönetmeye başlayacaktır. Çevredekiler ise “bizim kız dellendi” diyecektir. Aklına mukayyet ol 🙂
    Yazıya ilişkin doğrudan yorumlara gelirsek; günlerce haftalarca devam eden huzursuzluk, başka bir açıdan bakınca bir çağrı olarak görünür. Bu çağrı “buna değil, başka bir şeye ihtiyacın var” diyor. Mutluluk için bilimsel açıklama daha iyi olur. Doğadaki her canlının 3 amacı vardır. Birincisi, kendi yaşamını sürdürmek. Bu nedenle, çeşitli reflekslerimiz yani ani tepkilerimiz vardır. Kendimizi korumaya yönelik başka özelliklerimiz de vardır. İkincisi, soyunu aktarmaktır. Yani çocuk yapmak. Devletler kendilerine göre yaş sınırı koysa bile doğanın da bir yaş sınırı vardır. Çocuk yapabilir duruma gelmek. Ne olduğunu bilirsin. Üçüncüsü, diğer ikisine bağlıdır. Doğacak çocuğun ilk iki amacına zorlanmadan erişebilmesini sağlamak gerekir. Bunun için en iyi eş seçmeye çalışırız. En iyi eş, şartlara göre değişir. Orman kanunlarında kaslı ve atik olanlar, günümüzde ise zengin ve zeki olanlar. Bunlar genel seçimlerdir. Kişiye göre değişebilir. İşte tüm bedenin bu üç amacın peşine düşmek için tasarlanmıştır. Buna direnemezsin. Direndikçe batarsın. Yer çekimi tersine dönsün gibi bir istek olur. Bilimsel sözcüklerin dışına çıkarsak ve ruhsal sorunlar yaşayanları elersek, her insan zaten birinci amaca uygun olarak yaşar. Susadığında hemen su içersin. Aşk dedikleri de ikinci amacına erişmek için doğanın tasarladığı çekim gücüdür. Çocuk ise senin devamındır. Çocuk, sensindir. Zaten senin elin kolun gibi bir parçan olarak başlar. Tek farkı bedenden ayrılmasıdır. Onu kendin gibi seversin. Çünkü, o senin soyundur. (Genlerinin yaşamaya devam etmesidir). Üçüncü amaca ayrı bir bölüm açmak gerekir. En iyi eşi bulabilmek ve en iyi eşin seni onaylamasını sağlayabilmek için yarış vardır. Tarih, bu yarışın sonuçlarıdır. Bu nedenle, insanlar, diğer insanlara baskın gelmeye çalışır. Daha güçlü, akıllı, güzel, çekici, yetenekli, başarılı, falan ve filan olmaya çalışır.
    Yine zor bir konu olduğu için özetlemeye çalıştım. Detaylara girince kitaplar dolusu düşünce dökülecektir.
    BU DURUM SADECE İNSANLAR İÇİN DEĞİL VİRÜSLERDEN ASLANLARA KADAR TÜM CANLILAR İÇİN GEÇERLİDİR.

    Beğen

  4. Diğer yazdıklarını -1, 0 ve 1 sayıları ile açıklamaya çalışayım. -1, olumsuz bakış açısını, +1, olumlu bakış açısını ve 0 ise durum değerlendirmesini göstersin. Çevrendeki insanları, olayları ve falanları değerlendiriyorsun. Değerlendirmenin ardından bunlar kötü, şunlar iyi gibi sonuçlara varıyorsun. Öncelikle, yaptığının sadece bir değerlendirme olduğunu düşünmelisin. Duygusal olarak etkilenmekten uzak durmaya çalışmalısın. Mesela, “Komşu bana bağırdı”. Komşum mutsuz bir insan, eşiyle sorunlar yaşıyor, bütçesi darlık içerisinde veya falan nedenlerden dolayı bağırdı düşüncesine girebilirsin. Ama sadece bir düşünce. Duygusal bir sonuç yok. Yani -1 tarafına geçmeden. 0 noktasında kalarak değerlendirme yapmak gerekir. Ayrıca, +1 tarafına bile geçebilirsin. Bu, “öykü çıkabilecek bir olay”, “ruhsal sorunu olan insanı inceleme fırsatı” veya falan gibi bakış açılarına geçerek olumlu değerlendirme yapabilirsin. Aynı işlemi, seni ne olumlu ne de olumsuz etkileyen olaylar ve durumlar için de yapabilirsin. Unutma, hata yoktur öğrenme fırsatı vardır. Bu yaklaşımı sonuna kadar sindirmek gerekir. Neyse. 0 ve 1 noktalarında durmaya çalışınca hayat kolaylaşır. Çevrendeki olaylardan ve insanlardan şikayet etmek yerine onları değerlendirmeye başlarsın. Böyle insanlara “ruhsuz” diyenler bile var. Aslında kendileri “acınacak” durumda. Bazen, ister istemez -1 tarafına geçeceksin. Çok sevdiğin aşık olduğun insandan ayrı kalmak ya da ayrılmak gibi durumlarda olumsuz yargılama yapabilirsin. Ama yukarıdaki yaklaşım hızlı bir şekilde toparlanmanı sağlayacaktır.
    Benim keyfim yerinde diyorsan bu önerileri ihtiyaç duyanlarla paylaşmanı öneririm.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: