İçeriğe geç
Reklamlar

Ayna,

Size dünyanın en güzel şarkısını paylaşacağım. Önce şarkıyı tanıtacağım sonra esas konuya gireceğim. Sabredin. Ben biraz sabredemiyorum can atıyorum da.

Öncelikle bu şarkıyı bana öneren kişi, tanımıyorum şahsen. Sürekli ülkeye kriz gelecek diyordu. Bu şarkıyı benimle paylaştığı için ayrıca teşekkür ederim.

Şarkı ismi tuhaf bence de tuhaf.

Lakin en güzel konu şiiri Hz. Mevlana’nın yazmış olması.

Benim bu hayatta en sevdiklerim arasında Hz. Mevlana, o yüzden kalbinizle de dinleyin şu şarkıyı.. Bağımlılık yapacaktır. Yolda yürürken efkarlanacaksınızdır.

Şimdi gelelim konuya. Geç kaldım gibi.
Bundan 2 blog öncesi yorum yapan birine ithafen olsun bu blog. Yorumuna cevap yazacakken biraz uzun oldu.

Şimdi şarkı bittiyse eğer başa sarın,

Aynaya baktığınızda gördüğünüz ne oluyor ? Yüzünüz mü sadece. Aynaya baktığınızda düşündüğünüz şey ne oluyor ? Çok güzelim, yakışıklıyım ve bunun gibi mi  ?
Kendinizi sevin. Her gün aynaya bakıp bunu kendinize tekrarlayın. Bu değer vermektir. Siz kendinizi severseniz herkes sever. Ama kendinizi beğenmeyiniz. Kendini beğenmek (ego) ve kendine değer vermek farklıdır çok ince bir çizgi vardır. Her neyse. Aynaya her baktığınızda gözlerinizin içi güleceğinden emin olun. Her baktığınızda yalnız olmadığınızı tam karşınızda en büyük teselliniz olduğunu unutmayın. En büyük güç kendi içinizde. Ne isterseniz onu yapma imkanınız var.

Ve de Ayna önemlidir ya. Bilmem hiç karşısında ağladınız mı ? Bu bir tür kendine sığınmadır oysa.
Ağlamayın ama siz. Gözlerinizin içi gülsün çok ağladınız yetmez mi ?
O gözlerin yanındaki kırışıklıklar o kadar güzeller ki. Onlarla sevin kendinizi. Bırakın millet botoks yapsın gençleşmeye çalışsın. Siz en doğalı olun. Her bir çizginin hayatınızda bir önemi vardır, belki nereden biliyorsunuz  bunu hiç düşündünüz mü? El içindeki çizgiler kaderi temsil edermiş. Doğruluğu ne kadardır bilmem ama bana mantıklı gelmişti. Yaşlandıkça hayat çizgilerimiz artıyor. Her çizgi her kırışıklık; bir göz yaşı, bir insanı hatırlatıyor. Hepsi bir mutluluk, bir üzüntü. Bakmayı bilirsek o kadar anlamı var ki tüm bunların. Sorun görememekte.

En son ayna diyordum. Farkettiyseniz sayfanın adı ayna. İlk açmaya çalıştığımda biri söylemişti aynayı. Bende aynalar ülkesine çevirdim konu bu. Ama konu bu kadarla kalmıyor. Bana yakın gelen oldu ayna terimi. O ilk zamanlar ben aynaya bakamaz olmuştum. Adeta kendimden kaçıyordum. Fazla göz göze gelmiyordum kendimle. Kaçtığım bir çok şey vardı aslında.

Hayallerimden kaçtım.
Umut etmekten,
Çevremden,
Ailemden,
Duygularımdan,
Arkadaşım dahi kalmamıştı.
En çokta kendimi kapı dışarı etmem en çok canımı yakandı.
Duvarlar ördüm. Tonlarca betondan duvarlar.
Kapıyı kendi üzerime kitledim.

Bazen insanın ruhunu bile dışarı atıp, kalbini söküp atıp. Oturup dinlenmesi gerekiyor. Bazen gerçekten duvarlar şart. Ama asıl mesele o duvarları yıkabilmekte. O soruda değil hislerde saklı. Akıl yetmez ki tüm olup biteni anlamaya. Ben zaman geçtikten sonra anladım. Çok sonra oturdu taşlar yerine. Bazen insanın kendi olabilmesi için kendini terk etmesi, onsuz kalabilmesi gerekiyormuş.

Zorluk var, yorulmak var, dert var acı var buna kabul.
Ama şu da var. Ayağa kalkmak. Aynaya bakmak. Yaşamak. En zoru yaşadığını anlayamamaktır. Nefes alıyorsun ama nereye. Hissetmiyorsun ki yaşadığını. Bir kere ölmek için binlerce ölüyoruz. Kabul. Ama hayat bitmediyse hala bir nedeni var. Orda oturup bekleyemezsin. Hayallerin varsa gerçekleştir. Adım at hiç olmazsa. Tamam annen baban dünyaya ilk geldiğin ki gibi elini tutmuyor olabilir. Yardımı olmuyor olabilir. İlla annen baban olması gerekmiyor. Bakın ben varım. Hayat size devam et diyor. Bunu her yoldan gösteriyor.

Mevsimler bile bir kışı yaşayıp bahar açıyor. Fırtınadan sonra gökkuşağı çıkıyor. 24 saatte hem gece var hem gündüz. Daha da önemlisi. Kelebek. Kozasından çok farklı çıkıyor. İşte ben duvarları buna benzetirim. İleride dövme yaptıracaksam eğer kozasından çıkmaya çalışan kelebeği yaptırabilirim. O duvarların anlamını iyi bilirim..

İşte burasının adı bu yüzden Aynalar Ülkesi. Ayna demek siz demek. Ülke de hayatınız olsa..
Sizin hayatınız. Başlık benim nokta sizindir diye alt başlığım var.
Onunda anlamı var. Düşünmek anlamı. Buradaki başlıkları ben atarım. Ben yazarım. Ama siz devam edersiniz. Noktayı size bıraktım çünkü ben. Bu bir ekip işiyse eğer. Ben yazarım, siz düşünürsünüz 🙂
Sadece okumanız için değil tüm bunlar. Umarım bir şeyler katabilmişimdir. Daha da iyileri olacak.
Ben yazıkça geliştiriyorum kendimi. Bu bir başlangıçtı sadece benim için. 🙂

Sizleri gerçekten çok seviyorum. Tanımasam bile. 💙

Reklamlar

8 Yorumlar »

  1. Öğretmene yazık o kadar okul oku ve o kadar kisinin arasından atan ama icine kapanık bir çocuğun kağıda 'cicek alırdım' yazdığını görünce tümevarım yapabilecek kadar zekadan yoksun bi sahsiyet ol. Daha kağıtta yazanı okuduğumda anladım ki eminim herkes bi duraksayip sonrasinda olayi tahmin etmistir. Öğretmen olup zekanı biraz kullanamayacak kadar vasifsizsan keske öğretmen olmasaymissin. Gercekten ülkedeki egitim sisteminin artık 'formül ve kural' yapısının yikilmasi gerek. Insanlara ince görüşlü, keskin zekalı olmayı öğretmeli. Sonrasında zaten o formulu bilmemneyi ezberlemek yerine anlamaya başlıyor. Ama günümüz öğretmenleri de haklı. Öğrenciler isteksiz olunca nasıl bu şekilde egitim versinler. Herkes okuldan kaçma, kafeye gitme,sevgili yapma ve cevresini genisletme pesinde.

    Beğen

  2. Gerçekten devamını siz getirmişsiniz. Bi o kadar haklısınız ki. Sadece öğretmenlerle ilgili değil. Kutsal bir meslektir öğretmenlik, zordur. Ama çevremizde de böyle insanlar mevcut. Ahlaksız, terbiyesiz. hatta günlük sinirini başkasından çıkaran insanlar. Sürekli laf sokan, Birilerini kırıp, üzenler. Yo bu insan olmak değil. Doğrusu bu değil. O yüzden sadece okulla kalmasın. Asıl kitaplar çok şey öğretir insana. İnsana insan olmasını öğretir. En kötüsüdür cehalet..

    Beğen

  3. Yine yaptın yapacağını, güzel bir makale olmuş birde bu makalenin benim için yazılmış olması ayrı bi güzel, teselli verici. Çevremizdeki duvarları artık yıkmalıyız en önemlisi kendimizle barışmalıyız. Huzur kaynağımsın yazılarını eksik etme bi kaç günde düşüncelerimi bakış açımı değiştirdin, dediğim gibi iyiki tanımışım seni…

    Beğen

  4. Gerçekten ayna olmak boyle birşey olsa gerek, yazılarını okuyanlar ya; evet bende boyle düşünüyordum diyen ya da evet çok doğru haklısın diyenler. Sanırım benimsemeyenler okumuyorum bir daha, ya da benim gibi okumaya devam ediyorlar. Yalnız aynaya bakip kendini sever insan ama bazen de aynalara küser hatta hayata bile küser, daha sonra tekrar toparlar, ama geç ama erken, önemli olan o safhayı kısa tutabilmek. Sen yaz biz okuyalım sen bizim aynamız ol, küstürme bizi aynalarda. 🙂

    Beğen

  5. Amacım da bu zaten 🙂 Önemli olan dediğiniz gibi kalkmak, belki defalarca ama önemli olan yolun sonu değil yürüdüğün yol, yaptıkların 🙂 Ve insan duygularını sevmeli gerçekten. Eğer mutlu olmak istiyorsak aklımız hafif olacak. Ne şikayet etmek ne de yerimizde sayıklamak bize bir şeyler katıyor 🙂

    Beğen

  6. Daha önce birkaç defa okumuştum, her seferinde sonunu bile bile yinede sonuna kadar okuduğum güzel bir hikaye. Burada öğretmeni elestirmemek lazım, o acı hayatı boyunca insanlara önyargılı davranmamayı öğretti, işte acılar insani çok daha çabuk adam ediyor, insan ediyor.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: